Yat İnşa Sözleşmesinde Ayıp

Yat İnşa Sözleşmesinde Ayıp

Yat İnşa Sözleşmesinde Ayıp

Barış Erkan Çelebi

Gemi ve yat kavramları uygulamada birbirinden kolaylıkla ayırt edilebilen, ancak hukuken iç içe geçmiş gözüken kavramlardır. Oysa ki “yat” kavramı teknik olarak “gemi”den oldukça farklı olup, bu fark özellikle inşa sözleşmesinin konusu ve iş sahibinin eserden beklentileri açısından önem arz etmektedir.

Dolayısıyla bu kitabın amacı, gemi ve gemi inşa sözleşmeleriyle ile ilgili halihazırda var olan bilgi ve kaynakları yat inşa sözleşmelerine uyarlamaktır. Ülkemizin dünyada yat sektöründeki yeri, yatın ülkemizin ekonomisindeki yeri ve yabancı hukuk sistemlerinde “yat hukuku” alanındaki kitaplar, yat inşa sözleşmelerinin gemi inşa sözleşmelerinden ayrı şekilde incelenmesi gerekliliğine işaret etmektedir..

Kitabın kapsamı, başlıktan da anlaşılacağı üzere yatın tanımı, yat inşa sözleşmesinin tanımı ve yat inşa sözleşmesinde ayıptır. Kitapta eser sözleşmesinin unsurları, tarafları, tarafların borçları yüzeysel olarak incelenmiş, tarafların borçlarından yalnızca bir tanesi olan ayıptan sorumluluk ise daha kapsamlı bir şekilde tartışılmıştır. Bu inceleme yapılırken gemiler hakkında yazılan çoğu kaynağa atıf yapılmış, ancak bu kaynaklarda gemilerin yatları da kapsayan özelliklerine atıf yapılırken doğrudan “yat” olarak bu kitapta işlenmiştir.

Bu kapsamda bu kitapta öncelikle “yat” ve “gemi” kavramları birbirinden gerek teknik olarak gerekse de hukuken ayrıştırılmış, “yat”ın hukuki tanımıyla ilgili bir öneride bulunulmuştur. Kısaca yat, kişisel kullanım amacıyla inşa edilmiş, gezinti ve eğlence amacıyla yararlanılan, yük ve yolcu gemilerine nispeten küçük deniz araçlarını ifade etmektedir. Gemi ise TTK hükümleri uyarınca yatı da içine alan geniş ve genel bir kavram olmasına rağmen, TUGSK bakımından, denizcilik sektörü bakımından ve bu kitabın konusu olan inşa sözleşmesi bakımından ise yat kavramından ayrışmaktadır.

Yat inşa sözleşmesi ve gemi inşa sözleşmesi, doktrinde genel olarak kabul edildiği üzere bir eser sözleşmesidir. Bu sözleşmenin tarafları tersaneci (yüklenici) ve işsahibidir (yatın alıcısı). Eser sözleşmesinde genel olarak tarafların üstlendiği yükümlülükler yat inşa sözleşmesi için de geçerlidir. Ancak yat inşa sözleşmesi uygulamada birçok teknik konu içeren, çoğunlukla yabancı hukuka tabi tip sözleşmeler şeklinde düzenlenen ve içinde sui generis bir sözleşme olan garanti sözleşmesi de içeren bir sözleşmedir. Öyle ki, yat inşasında kullanılan tip sözleşmelerin tabi olduğu hukuk sistemlerinde dahi yat inşa sözleşmesi bir satış sözleşmesi olarak kabul edilmektedir. Bu nedenlerden dolayı yat inşa sözleşmesinde kanunda düzenlenmeyen birçok borç ve külfet sözleşmese yoluyla düzenlenmiştir.

İncelenmesi gereken sorunlardan birisi de, sözleşmeden doğan borçların ve sorumlulukların sınırlandırılmalarının Türk Hukuku nezdinde geçerliliğidir. Zira tip yat inşa sözleşmelerinin hükümleri, Anglo-Sakson hukuk sistemi mantığıyla, yani sözleşme serbestisinin daha geniş olduğu varsayımıyla düzenlenmiştir. Oysa ki Türk hukukunda sözleşme serbestisine kamu düzeni, genel ahlak, güçsüz tarafı korumak vb. amaçlarla birçok müdahale yapılabilmektedir. Bunlardan en önemlisi, tersanecinin sorumluluğunu doğrudan sınırlandıran yahut işsahibinin seçimlik haklarını azaltmak vasıtasıyla dolaylı bir şekilde tersanecinin sorumluluğunu sınırlandıran hükümlerdir. Bu hükümlerin Türk Hukuku açısından geçerliliği tartışmalı olup, doktrindeki fikirler ve kanaatimiz kitapta belirtilmiştir.

Son olarak kitapta ayıp kavramı, türleri, yat inşa sözleşmesinde ortaya çıkma şekilleri ve tarafların ayıp karşısında hak ve borçları incelenmiştir. Ayıbın türüne göre işsahibinin kanundan doğan indirim talep etme, ayıbın giderilmesini isteme, sözleşmeden dönme ve tazminat gibi seçimlik haklarının yanında, tip sözleşmelerde belirtilen ve çoğu zaman diğer seçimlik hakların yerini alan götürü tazminat ve ceza koşulu talep etme hakları da mevcuttur.

Satın almak için linke tıklayın

İletişim Bilgileri

Telefon / WhatsApp (Hafta içi: 09:00 - 18:00)
0 555 760 1174