Viyana Satım Sözleşmesi

Viyana Satım Sözleşmesi - Antalya Avukat

 

 

1980 TARİHLİ “ULUSLARARASI MAL SATIMI SÖZLEŞMELERİ HAKKINDA BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ANTLAŞAMASI” (VİYANA SATIM SÖZLEŞMESİ VEYA CISG)

Avukat Barış Erkan Çelebi

 

ÖZET

Viyana Satım Sözleşmesi’nin taslağı, 1966 yılında uluslararası ticaret hukukunun birleştirilmesi ve uyumlaştırılması amacıyla kurulan Birleşmiş Milletler Uluslararası Ticaret Hukuku Komisyonu (United Nations Commission on International Trade Law, UNCITRAL) tarafından 1977 yılında hazırlanmıştır. Ardından 11 Nisan 1980 tarihinde UNCITRAL’ın merkezi Viyana’da Uluslararası Mal Satımı Sözleşmeleri Hakkında BM Konferansı (UN Conference on Contracts for the International Sale of Goods, CISG) toplanmış ve 62 Devletin katılımı ile Viyana Satım Sözleşmesi (CISG) kabul edilmiştir.

CISG, belli hukuk sistemlerine has terim ve soyut kavramlar yerine herkesin rahatlıkla anlayacağı, hukukçu olmayanlar tarafından da kolaylıkla anlayıp uygulayacabileceği somut ve yalın bir dilde hazırlanmıştır.

CISG’de kural olarak tarafların irade özgürlüğü ve sözleşmenin uygulanabilir olması esas alınmıştır. CISG’ın mümkün olduğunda uygulanabilir olması kapsamında, CISG hükümlerinde, işyerleri farklı akit devletlerde olan taraflar arasındaki mal satımı sözleşmelerinin aksi kararlaştırılmadığı sürece CISG’e tabi olması ve akit devletlerden olmayan tarafların dahi aralarındaki satım sözleşmelerinde CISG’in uygulanabileceği kararlaştırılmıştır. Yine CISG’in irade özgürlüğünü temel alması amacıyla, kural olarak CISG’e tabi satım sözleşmelerinin CISG’e tabi olmayacağının kararlaştırılabilmesine, aynı şekilde kural olarak CISG’e tabi olmayan satım sözleşmelerinin CISG’e tabi olacağının kararlaştırılabilmesine ve CISG’teki hükümlerin bir kısmının uygulanmamasının veya değiştirilerek uygulanmasının kararlaştırılabilmesine hükmedilmiştir.

CISG sayesinde milletlerarası satım hukuku yeknensaklaşmış, milletlerarası satım akitlerinin kuruluşu ile tarafların hak ve yükümlülükleri aksi kararlaştırılmadıkça Sözleşme’ye tabi kılınmıştır. Bu sayede milletlerarası ticarette satım hukuku daha öngörülebilir ve pratik bir hal almıştır. Günümüzde CISG’e 84 devlet taraf olup Türkiye’de de 1 Ağustos 2011 tarihinden itibaren Sözleşme yürürlüğe girmiştir.

I) VİYANA SATIM SÖZLEŞMESİ’NİN TARİHÇESİ

20.yüzyılın başında ulaşım, üretim ve iletişimle birlikte ticaretin hızla gelişmesi nedeniyle ticaret hayatında güvenilir, öngörülebilir ve anlaşılabilir ortak bir kurallar bütününe ihtiyaç doğmuştur. Uluslararası satım hukukunun birleştirilmesi ile ilgili ilk çalışma 1930 yılında merkezi Roma’da olan Özel Hukukun Birleştirilmesi Enstitüsü UNIDROIT (International Institute for the Unification of Private Law) tarafından oluşturulan bir komite ile başlamıştır[1]. Komite, Fransa, Almanya, İngiltere ve İskandinavya’dan temsilcilerle bu dört ana hukuk sisteminin birleştirilmesi için çalışmalara başlamıştır[2]. Komite, 1935 yılında hazırladığı Antlaşma Taslağını UNIDROIT’e sunmuş, ardından bu taslak Milletler Topluluğu’na (Leage of Nations) sunulmuş ve üye devletlerden gelen görüşlerle yeniden gözden geçirerek ikinci bir taslak hazırlamıştır. Ancak 2. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla söz konusu taslak antlaşma haline gelememiş, çalışmalar yarım kalmıştır. UNIDROIT’in yaptığı bu çalışmalar uluslararası satış sözleşmelerinde yeknesak hukukun temellerini atmıştır ve günümüze kadar gelen CISG’de de kullanılmıştır. Bu taslakların önem arz eden ilk özelliği, var olan hukuk sistemlerinden birini adapte etmek yerine tacirlerin uygulamadaki ihtiyaçlarını karşılayacak kapsamlı ve yeni bir sistem geliştirmenin amaçlanmasıdır[3]. Diğer bir özelliği ise, ülkelerin bu sistemi benimseyip taraf olmalarını kolaylaştırmak için sistemin kapsamını sadece uluslararası satımlarla sınırlı tutması ve bu satışlar sözleşme kapsamına girse dahi taraflara sözleşmenin uygulanmamasını kararlaştırma hakkı tanımasıdır[4]. Taslaklarda malların mülkiyeti ve buna ilişkin rizikonun hangi tarafa ait olacağı ise bilhassa kapsam dışı bırakılmış ve yerel hukukların bu konuları farklı şekillerde düzenlemesine izin verilmiştir[5].

2.Dünya Savaşı’nın bitmesi ile yeniden başlayan çalışmalar, Hollanda Hükümeti’nin girişimleriyle ve Lahey’de gerçekleştirilen konferanslarla hız kazanmıştır. Bu konferanslarda hazırlanan taslakları Hollanda Hükümeti çeşitli devletlere göndererek görüşlerini istemiş, verilen görüşlerin ardından 1964 yılında Lahey’de 28 Devletin katıldığı bir konferansta, Uluslararası Satımlar Hakkında Yeknesak Kanun (Uniform Law on International Sale, ULIS) ve Uluslararası Mal Satımı Sözleşmelerinin Kurulması Hakkında Yeknesak Kanun (Uniform Law on the Formation of Contracts for International Sale of Goods, ULFC) kabul edilmiştir. Ancak bu anlaşmalarda yeknesak hukukun sadece akit devletlerde değil tüm devletlerdeki satım sözleşmelerine uygulanacağı kararlaştırıldığı için pek çok devlet tarafından eleştirilmiş ve katılım sınırlı sayıda kalmıştır[6].

Daha sonra 1966 yılında uluslararası ticaret hukukunun birleştirilmesi ve uyumlaştırılması amacıyla Birleşmiş Milletler Uluslararası Ticaret Hukuku Komisyonu (United Nations Commission on International Trade Law, UNCITRAL) kurulmuştur.  UNCITRAL, ULIS ve ULFC sözleşmelerini gözden geçirmek için 1968 yılında bir Çalışma Grubu oluşturmuş ve tüm katılımcı devletlerin de görüşleri alınarak 1977 yılında her iki antlaşma için yeni birer taslak hazırlamıştır. Daha sonra bu iki tasarı metni birleştirilerek tek bir metin oluşturulmuştur. 11 Nisan 1980 tarihinde UNCITRAL’ın merkezi Viyana’da Uluslararası Mal Satımı Sözleşmeleri Hakkında BM Konferansı (UN Conference on Contracts for the International Sale of Goods, CISG) toplanmış ve 62 Devletin katılımı ile CISG kabul edilmiştir. Sözleşme’nin yürürlüğe girme tarihi ise 1 Ocak 1988’dir.

CISG, yabancılık unsuru taşıyan satım sözleşmelerine hangi devlet hukukunun uygulanacağını tespit eden bir devletler özel hukuk kuralları bütünü değil, aksine ulusal hukuklar gibi satış sözleşmelerinde esasa uygulanacak hukuk kurallarını düzenleyen bir anlaşmadır[7]. Anlaşmanın benimsenme nedenlerinden biri de çalışma gruplarında ülke ve kıta dağılımına özen gösterilmesi, farklı hukuk sistemlerinin tartışmalara yansıtılması ve Kara Avrupası (civil law) hukuku ile Anglo-Sakson hukuku (common law) arasında bir orta yol bulunmasıdır.[8]

 

II- VİYANA SATIM SÖZLEŞMESİ’NİN UYGULAMA ALANI (MADDE 1-6)

 

A. GİRİŞ

CISG’in 1. Maddesinde uygulama alanı şu şekilde belirtilmiştir:

 (1) Bu Antlaşma, işyerleri farklı devletlerde bulunan taraflar arasındaki mal satımı sözleşmelerine,

(a) bu devletlerin âkit devletlerden olması veya

(b) milletlerarası özel hukuk kurallarının âkit bir devletin hukukuna atıf yapması

halinde uygulanır.

(2) Tarafların işyerlerinin ayrı devletlerde bulunması olgusu sözleşmeden veya sözleşmenin akdi sırasında veya öncesinde gerçekleşmiş olan görüşmelerden veya verilmiş olan bilgilerden anlaşılmadıkça dikkate alınmaz.

(3) Bu Antlaşmanın uygulanmasında ne tarafların vatandaşlığı, ne tacir olup olmadıkları, ne de sözleşmenin adî veya ticarî nitelikte olması dikkate alınır.

Maddeden de görüldüğü gibi sözleşmenin konusu öncelikle uluslararası mal satımı sözleşmeleridir. Daha önce 1964 Lahey Anlaşmalarında uluslararasılık unsuru olarak sözleşmenin akdinde veya ifasında ülkeler arasındaki sınırların bir şekilde aşılması şart koşulmuşken, CISG’de ise uluslararasılık unsuru olarak tarafların işyerlerinin farklı devletlerde bulunması ön şart olarak yeterli görülmüştür[9]. Ancak tarafların işyerlerinin farklı devletlerde bulunmaması durumunda herhangi başka bir uluslararasılık unsuru kabul edilmez ve Sözleşme uygulanmaz[10]. İş yerlerinin farklı devletlerde olma şartı satım sözleşmesinin kuruluş anında aranmaktadır[11].

İşyeri kavramında aranan şartlar doktrinde[12] “belirli ölçüde bağımsız karar alabilme ve süreklilik unsurlarını taşıması” olarak tanımlanmaktadır. Burada irtibat bürosu[13], mağaza, depo gibi yerlerin işyeri olarak nitelendirilmesi engellenmeye çalışılmış, öte yandan “işletmenin yönetim merkezi veya ticari işlerin ağırlıklı olarak yürütüldüğü yer” olması da aranmamıştır[14]. CISG’de işyerinin tanımı yapılmamakla beraber, tarafların birden fazla işyerinin bulunması durumunda hangisinin esas alınacağı ile ilgili 10. Madde “Sözleşme ve sözleşmenin ifası ile en yakın irtiban içinde olan işyeri” tanımı yapılmıştır[15].

  1. Fıkrada aynı zamanda tarafların işyerlerinin farklı ülkelerde olmasının, sözleşmenin kuruluş anında taraflarca biliniyor veya bilinmesi gerekiyor olması şartı aranmış, böylece tarafların bilmeden uluslararası bir satım sözleşmesine taraf olarak CISG’e tabi olmasının önüne geçilmiştir[16].
  2. maddenin 3. Fıkrasında ise tarafların vatandaşlığının, tacir olup olmamasının ve Sözleşme’nin ticari olup olmamasının, Sözleşme’nin uygulanmasında dikkate alınmayacağı belirtilmiştir[17]. Böylece kural olarak Sözleşme’nin uygulanabilirlik şartı, tarafların işyerlerinin farklı devletlerde olması ve bu devletlerin Sözleşme’ye taraf olması yahut davanın açıldığı devletin 95. Madde uyarınca çekince koymaması ve milletlerarası özel hukuk kurallarının âkit bir devletin hukukuna atıf yapmasıdır.

 

B. YER BAKIMINDAN

Sözleşme ayrıca tarafların akit devletlerden olmasını katı bir şekilde şart koşmamış, davanın açıldığı devlet mahkemesinin milletlerarası özel hukuk kurallarının (lex fori’nin) âkit bir devletin hukukuna atıf yapması halinde ise CISG’in uygulanacağı özel olarak belirtilmemiş olsa dahi o akit devletin iç hukukunun bir parçası olarak Sözleşme’nin uygulanacağını kararlaştırmıştır[18]. Bu atıf lex fori’nin kanunlar ihtilafı kurallarından dolayı olabileceği gibi tarafların, bir akit devletin hukukunu uygulanacak hukuk olarak kararlaştırmış olmaları halinde de mümkündür[19]. Örneğin İngiltere (Birleşik Krallık) Sözleşme’ye taraf değildir. İngiltere ile, sözleşmeye taraf olmayan bir başka devlet, örneğin Kenya, arasındaki bir satış sözleşmesinde taraflar uyuşmazlıkların Türk Hukukuna göre çözümleneceğini kararlaştırırlarsa ve davanın açıldığı devletin kanunlar ihtilafı kuralları da Türk Hukukunun uygulanmasına izin verirse Türk Hukukunun bir parçası olarak yine CISG uygulanacaktır. Bu madde çok tartışmalı bulunmuş[20] ve yapılan tartışmalar üzerine CISG’ın 95. Maddesi ile, 1. Madde’nin b fıkrasına çekinme koyma hakkı verilmiştir. Bu çekinceyi koyan devletler[21], Sözleşme’nin, tarafların yalnızca akit devletlerden olması durumunda uygulanmasını kabul etmiştir.

CISG’in 1. Maddesi hükmü doktrinde bazı görüşlerce[22] tek taraflı bir kanunlar ihtilafı kuralı olarak kabul edilir. Bu yüzden içtihatlarda, akit devlet mahkemelerinin devletler özel hukuku kurallarına başvurmadan önce CISG’in uygulanıp uygulanamayacağının incelenmesi gerektiği belirtilmektedir[23]. CISG’in uygulanabilir olduğu kabul edildiği takdirde kanunlar ihtilafı kurallarına gitmeden doğrudan CISG’in uygulanması gerekmektedir[24]. Devletler özel hukuku kurallarına başvurulması ihtiyacı olmadan kendi kurallarıyla, uyuşmazlığa en uygun hukuku tespit etmek CISG’in hazırlanma amaçlarından biridir ve yeknesak hukuk olma amacına da hizmet eder[25]. Aksi görüşe göre[26] ise bu madde “tek taraflı kanunlar ihtilafı kuralı”nın tipik tanımıyla bağdaşmaz.

 

C. KONU BAKIMINDAN

  1. maddenin 1. Fıkrasından da görüldüğü üzere CISG konu bakımından mal satım akitlerini kapsamaktadır. Burada satım akdinden kastedilen Sözleşme’de doğrudan tanımlanmasa da, 30. maddede belirtilen satıcının “malları teslim etmesi, ilgili evrakları vermesi ve mülkiyeti devretmesi” borcu ve 53. Maddede belirtilen alıcının “satış bedelini ödemesi ve malları teslim alması” borcu değerlendirildiğinde, iç hukuklardaki tanımlarından farksız olan bir satış sözleşmesinin kastedildiği görülecektir[27].

Ancak Sözleşme’de “mal” (goods) kavramından anlaşılması gereken doktrine göre sadece taşınır mallar olup, taşınmazlar ve cisimleşmemiş mallar sözleşme kapsamında değerlendirilemez[28]. Yazılım programları gibi cisimleşmemiş malların CISG kapsamına girip girmediği hususunda ise; CD, disk gibi cisimleşmiş bir veri taşıyıcısı üzerinde taşınan program, veri vb. fikri hakların CISG kapsamına girdiği genel olarak kabul edilirken, bu şekilde cisimleşmiş bir veri taşıyıcısı üzerinde taşınmayan hakların ise CISG kapsamına girip girmediği son derece tartışmalıdır[29].

Sözleşme kapsamı dışında bırakılan satımlar ise Sözleşme’nin 2. Maddesinde sayılmış olup bunlar tüketici satımları, açık artırma yoluyla yapılan satımlar, cebri icra veya diğer kanun gereği yapılan satımlar, menkul kıymet, kambiyo senedi ve para, gemi, tekne, hava yastıklı taşıt veya hava taşıtı satımı ve ellektrik satımıdır. Bu istisnaların çoğu getirilmesinin amacı, iç hukuklarda bu satımların ayrı mevzuatlarla düzenlenmiş olması ve dolayısıyla milli kanunlara müdahaleden kaçınmaktır[30]. Son olarak, elektrik enerjisi de, gerek mal olarak kabul edilmediği için, gerekse de milli kanunlarda satışı özellikle düzenlendiği için CISG kapsamında kabul edilmez[31].

Ayrıca Sözleşme’nin 3. Maddesinde imal edilecek veya üretilecek malların teminine ilişkin sözleşmelerin satım sözleşmesi sayılacağını belirtilerek satış sözleşmesinin tanımı genişletilmiş[32], ancak bunları sipariş eden tarafın imalat veya üretim için gerekli olan malzemenin esaslı bir bölümünün teminini taahhüt etmiş olması halinde Sözleşme’nin uygulanmayacağı istisnası eklemiştir. Bu ayrımın yapılmasının nedeni, satın alanın, malzemenin çoğunu tedarik etmesi halinde sözleşmenin satım akdinden çıkıp eser sözleşmesi haline bürünecek olmasıdır[33].

Benzer bir ayrım, 3. Maddenin 2. Fıkrasında satım akdi ile hizmet akdi arasında yapılmış, satıcının borçlarının ağırlıklı olarak kendisi tarafından ifa edilecek bir hizmet veya çalışma edimi gerektiren sözleşmeler CISG kapsamı dışında tutulmuştur.

 

D. UYUŞMAZLIK BAKIMINDAN

Sözleşme’nin 4. Maddesi, satım akdinden doğacak hangi tür meselelerin anlaşma kapsamına gireceğini belirterek kapsamı daha da daraltmıştır. 4. Maddeye göre CISG sadece satım sözleşmesinin kurulmasını ve alıcı ile satıcının bu sözleşmeden doğan hak ve borçlarını düzenler. CISG aksi kararlaştırılmadığı sürece satış sözleşmesinin şekli geçerliliğini ve malların mülkiyetine ilişkin uyuşmazlıkları kapsamaz. Dolayısıyla milletlerarası satım sözleşmelerinde tarafların borçları, akdin kuruluşu, hükümleri, ifası, maddi geçerlilik koşulları, hasarın intikali, sözleşmenin ihlali ve sona ermesi gibi hususlar CISG kapsamına girerken satış sözleşmesinin şekli, şekli geçerlilik koşulları, irade sakatlıkları ve malların mülkiyeti üzerindeki etkilerin belirlenmesi konuları yerel hukuklar tarafından düzenlenecektir[34].

Sözleşme’nin 5. Maddesi ise ölüm ve yaralanmadan dolayı satıcının sorumluluğunu uygulama alanı dışında tutmaktadır. Bu konu yine yerel hukuklar tarafından ve kanunlar ihtilafına göre çözümlenecektir.[35]

 

E. İRADİ BAKIMDAN

CISG’in 6. Maddesi, taraflara Sözleşme’nin hükümlerinin uygulanmamasını kararlaştırma ya da Sözleşme hükümlerine istisna getirme veya hükümlerinin doğuracağı etkiyi değiştirme hakkı vermiştir. Böylece Sözleşme’nin emredici olmaması ve tarafların iradesinin üstünlüğü kabul edilmiştir[36]. Sözleşme’nin uygulanmaması açıkça kararlaştırılabileceği gibi, taraflarca akit olmayan bir devlet hukukunun seçilmesi yoluyla da mümkündür[37].

<Aynı şekilde, CISG’in kapsamına girmeyen bir satım sözleşmesinin tarafları sözleşmenin CISG’e tabi olacağını veya  akit bir devletin hukukuna tabi olacağını kararlaştırarak satım sözleşmesini CISG’in kapsamına alabilir. Örneğin bir gemi satımında CISG’in uygulanacağı kararlaştırılabilir. Ancak bu serbestlik ilkesinin de bir sınırı vardır, o da iç hukukun emredici hükümleridir. Örneğin Türk Hukukunda tüketici sözleşmeleri özel kanunlarla düzenlenmiş olup tüketicinin taraf olduğu bir satışta bu kanunların değil de CISG’in uygulanayacağı kararlaştırılamaz.>[38]

 

III- GENEL HÜKÜMLER

A.  SATIM SÖZLEŞMESİNİN KURULMASI

CISG’e göre satım sözleşmesi icap ve kabul ile kurulur. İcap, sözleşmenin kurulması için bir veya birden kişiye yöneltilen, yeterince belirli olan ve teklifte bulunanın kabul halinde bağlanma iradesini yansıttığı bir tekliftir(m.14/1). Teklifin yeterince belirli sayılmasının kriteri ise satılanın, satılanın miktarının ve fiyatının açıkça ya da zımnen belirli olmasıdır(m.14/2). Bu öneri muhataba ulaştığı anda hüküm doğurur; önereni bağlar ve geri alınamaz(m.15). Ancak öneri reddedilirse yahut muhataba ulaşmadan önce öneriden dönme haberi muhataba ulaştırılırsa öneri hükmünü yitirir(m.15/2 ve m.17). Kabul beyanı da aynı şekilde önerene ulaştığı anda hüküm doğurur ve sözleşme kurulur.

Kendisine öneri yapılan, öneriyi açıkça veya zımnen kabul ederse sözleşme kurulur(m.18,m.23). “Malların gönderilmesi” veya “Bedelin ödenmesi” gibi ifalar zımnen kabul anlamına gelmektedir[39]. Öneriye karşılık ekleme, sınırlama, çıkarma vb. değişiklikler yapılırsa bu önerinin reddi ve karşı öneri teşkil eder (m.19/1). Ancak bu değişiklikler önerinin şartlarını maddi bakımdan değiştirmeyen değişikliklerse ve ilk öneride bulunan da haklı bir gecikme olmaksızın söz konusu değişikliklere itirazda bulunmazsa bu değişiklikler kabul edilmiş sayılır ve sözleşme, değişiklikleri içeren şartlarla kurulur (m.19/2). “Semene, ödemeye, malların kalitesi ve miktarına, teslim yeri ve zamanına, taraflardan birinin diğerine karşı sorumluluğunun kapsamına veya uyuşmazlıkların çözümüne ilişkin tamamlayıcı veya farklı hükümler” esaslı olmayan değişikliklerden kabul edilir (m.19/3). Bir değişikliğin esaslı olup olmamasındaki kriterlerden biri de o değişikliğin taraflar arasındaki somut uyuşmazlıkla ilişkisi olmamasıdır[40]. Örneğin; sözleşmenin sadece yazılı olarak değiştirilebileceğine ilişkin bir değişiklik, malın kalitesiyle ilgili bir uyuşmazlıkta esaslı değildir.

 

B. MAL SATIMI

Yukarıda da belirtildiği üzere CISG, ana hukuk sistemlerinin birleştirimesiyle hazırlanmıştır. Türk hukukunun parçası olduğu Kara Avrupası (civil law) hukuku ile Anglo-Sakson hukuku (common law) sözleşmeye aykırılık hükümleri açısından birbirinden ayrılır. Türk borçlar hukukunda Alman ve İsviçre hukuklarına paralel olarak sözleşmeye aykırılık halleri, aykırılığın neden kaynaklanmış olduğuna göre ayrılır ve farklı düzenlemelere tabi tutulur[41]. Aglo-Sakson hukukunda ise sözleşme hangi nedenle sona ererse ersin tüm sözleşme ihlalleri “sözleşmeye aykırılık” başlığı altında toplanmıştır. Örneğin Anglo-Sakson hukukunda “sözleşmede kararlaştırılmış bir taahhüdün yerine getirilmemesi (hangi sebepten-imkansızlık, etmerrüt, ayıp vb.- ötürü olursa olsun) halinde, kural olarak, sözleşme ihlal edilmiş olur. Sözleşme ile üstülenilen her taahhüt, bir garanti taahhüdü teşkil etmekte; dolayısıyla da failin bu taahhüdü yerine getirmemesi onun kusursuz sorumluluğunu doğurmaktadır.”[42] Kıta Avrupası hukukunda ise bu sona erme halleri ayrı ayrı düzenlenmiş ve temerrüt sorumluluğu olarak hepsine ayrı sonuçlar bağlanmıştır.

CISG sisteminde sözleşmeye aykırılık hükümlerinde common law sistemi benimsenmiş ve sözleşmenin aykırılık nedenlerine bakılmadan tüm ihlaller “sözleşmenin ihlali” başlığı altında toplanmıştır. 25. Maddede “sözleşmenin esaslı ihlali” kavramı, taraflardan birinin sözleşmeye aykırı davranarak karşı tarafı, sözleşmeden beklemeye haklı olduğu şeyden önemli ölçüde yoksun bırakması olarak tanımlanmıştır. Meğer ki, sözleşmeyi ihlal eden taraf bu sonucu önceden görememiş olsun ya da aynı hal ve şartlar içindeki makul bir kişi bu sonucu öngöremeyecek olsun.

Sözleşme’nin 26. Maddesine göre diğer tarafa fesih beyanı gönderilerek sözleşme feshedilir. <Bazı hukuk sistemlerinde olduğu gibi fesih için herhangi bir ön bildirim öngörülmemiştir. Fesih beyanının usulüne göre gönderilmesi yeterli olup, diğer tarafa ulaşması gerekmez.>[43]

 

C. SATICININ BORÇLARI

CISG’in 3. Kısmı’nın 2. Bölümü’nde satıcının borçları genel olarak “malı teslim etme”, “teslimle ilgili belgeleri verme” ve “mülkiyeti geçirme” borcu olarak düzelenmiştir.

  1. Teslim Yeri

Sözleşmede malın teslim yeri kararlaştırılmamışsa teslim yeri, 31. Madde’ye göre belirlenir.

  1. aa) Satım sözleşmesi malın taşınmasını gerektiyiorsa satılanın alıcıya iletilmesi için “ilk taşıyıcıya teslimi” ile satıcı, teslim borcunu yerine getirir.
  2. bb) Sözleşmenin ferden belirlenmiş mallara veya belirli bir stoktan karşılanacak nev’en belirlenmiş mallara veya imal edilecek veya üretilecek mallara ilişkin olması ve tarafların sözleşmenin kurulduğu sırada malların belirli bir yerde bulunduğunu veya orada imal edileceğini yahut üretileceğini bilmeleri durumunda satıcı, malları bu yerde alıcının tasarrufuna hazır bulundurarak teslim borcunu ifa eder.
  3. cc) Diğer hallerde teslim yeri, sözleşmenin kurulduğu sırada satıcının işyerinin bulunduğu yerdir.

 

  1. Sözleşmeye Uyum ve Ayıp

CISG malların teslim yerini detaylı bir şekilde düzenlemesine rağmen malların sözleşmeye uygunluğunu detaylandırmamış, sözleşmeye uygunluğu sözleşmede tarif edilen “miktarı kalite ve türe” uygun olmayı şart koşmuştur. Burada amaç sözleşmede kararlaştırılan tanıma uygun olmayan tüm farklı türden malları kapsayıcı bir hüküm tesis etmektir[44].

  1. Madde’nin 3. Fıkrası uyarınca alıcı, malların sözleşmeye uygun olmadığını biliyor veya bilmesi gerekiyor ise tazminat hakkı ileri süremez[45].

Satıcı, hasarın alıcıya geçtiği anda mevcut olan sözleşmeye aykırılıktan, sözleşmeye aykırılık bu andan sonra ortaya çıkmış olsa dahi sorumludur (m.36). Alıcının da buna karşı satılanı en kısa sürede “muayene etmek veya ettirmek” yükümlülüğü vardır (m.37/1). Ancak sözleşme malın taşımasını içeriyorsa muayene, malın gönderilen yere varmasından sonra yapılabilir (m.37/2). Sözleşmeye herhangi bir aykırılık (başka bir deyişle ayıp) var ise alıcı, uygunsuzluktan haber olduktan veya haberdar olması gerektiği andan itibaren makul bir sürede ve her halükarda teslimden 2 yıl içinde durumu satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Alıcının işbu bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesinin müeyyidesi tazminat hakkının kaybıdır[46]. Bu müeyyide ile CISG, bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesinin ispat sorunu yarattığı bazı diğer kanunlardan ayrılmaktadır (örneğin TTK m.1185’teki bildirim yükümlülüğü). Ancak satıcı, sözleşmedeki ayıbını biliyor veya bilmesi gerekiyor ise işbu zamanaşımından yararlanamaz (m.40).

 

  1. Satıcının Sözleşmeyi İhlaline Karşın Alıcının Hakları

Sözleşmenin ihlali halinde alıcının seçimlik hakları aynen ifa, sözleşmeden dönme, semenin tenzili ve tazminat talebidir. Ancak tazminat talebi, Türk Borçlar Kanunu’nda olduğu gibi diğer hakların yanında ileri sürülebilir. Başka bir deyişle, sayılan üç seçimlik haktan birinin kullanılması tazminat talebi hakkını sona erdirmez.

 

  1. a) Aynen İfa (m.46)

Satıcının sözleşmeyi ihlal etmesi halinde alıcının seçimlik haklarından biri, edimin aynen ifasını talep etmektir. Ancak 46. Madde uyarınca, ihlalin ayıp nedeniyle meydana gelmiş olması durumunda alıcının hakları malın benzer cinsiyle değiştirilmesi ve onarılmasıdır.

Alıcının, malın benzer cinsiyle değiştirilmesini talep etmesi için ayıbın “esaslı” olması gerekir. Sözleşmeye aykırılığın “esaslı” olmaması halinde alıcı, ayıbın onarılmasını talep edebilir. Ancak bu talebin makul olması, başka bir deyişle tamiratın yenisiyle değiştirmeye nazaran daha masraflı olmaması gerekmektedir[47]. Şayet yapılacak onarım basit bir değişiklikse, ve özellike satıcının tamir edebilecek tesisleri başka bir ülkedeyse, masrafları satıcıya ait olmak üzere alıcı bu onarımı kendisi de yapabilir[48].

  1. b) Sözleşmenin Feshi (m.49)

Alıcı aşağıdaki hallerde sözleşleşmeyi feshettiğini bildirebilir:

1) Satıcının sözleşmeden veya CISG’ten doğan yükümlülüklerinden herhangi birini yerine getirmemesi sözleşmeye esaslı bir aykırılık oluşturuyorsa,

2) Teslim etmeme durumunda satıcı, alıcı tarafından 47. maddenin 1. fıkrası uyarınca verilmiş ek süre içinde malları teslim etmez veya verilmiş süre içinde bunları teslim etmeyeceğini açıklarsa.

  1. c) Bedelin İndirilmesi (m.50)

Alıcı, kendisine fiilen teslim edilen mallar ile sözleşmeye uygun malın değeri arasındaki farkla oranlı olarak fiyatın indirilmesini isteyebilir.

  1. d) Tazminat Talebi

CISG’teki tazminat sorumluluğu, Borçlar Kanunu’ndan farklı olarak kusursuz bir sorumluluktur. Kural olarak gerek alıcı, gerek satıcı, sözleşmeyi ihlal etmesinde kusuru olmadığını ispat etse dahi sorumluluktan kurtulamaz. Bu kuralın istisnası ise her iki tarafın da sorumluluktan kurtulma hallerinin düzenlendiği madde 79 ve madde 80’dir.

Madde 80’deki istisna, bir tarafın, diğer tarafın yükümlülüklerini ifa etmemesine, bu ifa etmeme durumu kendi eyleminden veya eylemsizliğinden kaynaklandığı ölçüde dayanamayacağına hükmeder.

Madde 79’daki sorumsuzluk kuralı ise bir tarafın “denetimi dışında kalan” engellerdir. Bu maddeye göre bir tarafın sorumluluktan kurtulmasının şartı, yükümlülüğünü ifa etmemesinin, denetimi dışında kalan bir engelden kaynaklandığını ve bu engelin, sözleşmenin kurulması anında hesaba katmasının veya engelden ve sonuçlarından kaçınmasının veya bunları aşmasının kendisinden makul olarak beklenemeyeceğini ispatlamasıdır. Bu sebepler satıcının beklemedik hastalığı, ölümü, tutuklanması, gerekli güvenlik önemlerini almasına rağmen gerçekleşen hırsızlık, doğal afet gibi nedenlerdir.[49]

CISG’de alıcının ayıp dolayısıyla ortaya çıkmış tüm zararlarının tazmini hedeflenmektedir. Bu nedenle menfi-müspet, olumlu-olumsuz zarar gibi ayrımlara gidilmemiştir[50]. Bu zarar kavramı, 74. Maddede “Taraflardan birinin sözleşmeyi ihlâli halinde ödenecek tazminat, mahrum kalınan kâr dahil olmak üzere, ihlâlden dolayı diğer tarafın uğradığı zararın toplamına eşittir.” Şeklinde tanımlanmıştır. Bu zarar kapsamına; sözleşmeye aykırılık yüzünden diğer mallarda meydana gelen zararlar, yoksun kalınan kar ve ticari itibar kaybı dahildir[51].

 

D. ALICININ BORÇLARI

Alıcının borçları Madde 53 uyarınca genel olarak satılanın bedelini ödemek ve satılanı teslim almaktır. Ödeme zamanı, aksi kararlaştırılmamışsa, satılanın, alıcının tasarrufuna girmesini sağlayan belgelerin satıcı tarafından alıcıya sunulması anıdır (m.58).

Satılanı teslim alma borcu, satıcının malı teslim edebilmesini mümkün kılabilecek ve makul olarak alıcıdan beklenen tüm eylemleri gerçekleştirmek ve satılanı fiilen teslim almaktır (m.60).

 

  1. Alıcının Sözleşmeyi İhlali Halinde Satıcının Hakları

Alıcı, sözleşme ve CISG uyarınca borçlarından herhangi birini yerine getirmezse satıcının seçimlik hakları ifayı talep etmek, sözleşmeyi feshetmek ve tazminat hakkıdır. Ancak tıpkı yukarıda satıcının temerrüdü kısmında açıklandığı gibi tazminat talebi, Türk Borçlar Kanunu’nda olduğu gibi diğer iki seçimlik hakkın yanında ileri sürülebilir. Tazminat talebinin kapsamına ve niteliğine yukarıda değinildiği için tekrar değinilmeyecektir.

 

  1. a) İfayı Talep Hakkı

Alıcı sözleşmesel yükümlülüklerini ihlal ettiği takdirde satıcı, malın bedelinin ödenmesini, malın teslim alınmasını ve diğer borçların ifasını isteyebilir (m.62). Aynı zamanda alıcının borçlarının ifa edilmesi için “makul bir ek süre” de verilebilir (m.63).

 

  1. b) Sözleşmeyi Fesih Hakkı

Alıcının, sözleşmeden doğan borçlarından herhangi birini ifa etmemesi “sözleşmenin esaslı ihlali” sayılmakta ise veya satıcı tarafından belirlenen ek süre içinde malın bedelini ödeme ya da satını teslim alma borcunu ifa etmemiş olması durumunda satıcı sözleşmeyi feshedebilir.

 

E. RİSKİN GEÇMESİ

Satılan malın riskinin satıcıdan alıcıya geçmesi, satılanda meydana gelen ve satıcıdan kaynaklanmayan kayıp veya zarara alıcının katlanmasına neden olur (m.66) ve bu nedenle önemdir.

Satış sözleşmesi malın taşınmasını gerektiriyorsa ve teslim yeri belirlenmemişse, satılanın alıcıya gönderilmek üzere ilk taşıyıcıya teslim edildiği anda risk alıcıya geçer (m.67). Teslim yeri belirlenmişse risk, satılanın bu yerde alıcıya teslimi ile alıcıya geçer.

Taşıma söz konusu olmayan satışlarda risk, malın teslim yerinde alıcıya teslim edilmesiyle alıcıya geçer. Alıcının teslim yerinde malı teslim almaması riskin alıcıya geçmesini engellemez (m.69).

 

SONUÇ

CISG diğer antlaşmalardan farklı olarak farklı hukuk sistemleri birleştirilerek hazırlanmış olduğundan, belli hukuk sistemlerine has terim ve soyut kavramlar yerine herkesin rahatlıkla anlayacağı, hukukçu olmayanlar tarafından da kolaylıkla anlayıp uygulayacabileceği somut ve yalın bir dilde hazırlanmıştır[52].

CISG’de kural olarak tarafların irade özgürlüğü ve sözleşmenin uygulanabilir olması esas alınmıştır. İşyerleri farklı akit devletlerde olan taraflar arasındaki mal satımı sözleşmelerinin aksi kararlaştırılmadığı sürece CISG’e tabi olması ve hatta akit devletlerden olmayan tarafların dahi aralarındaki satım sözleşmelerinde CISG’in uygulanabileceğini kararlaştırabilmeleri, CISG’in temel amaçlarından birinin, mümkün olduğunca çok yerde ve uyuşmazlıkta uygulanabilir olması olduğunun kanıtıdır. Aynı şekilde, kural olarak CISG’e tabi satım sözleşmelerinin CISG’e tabi olmayacağının kararlaştırılabilmesi ve aynı şekilde kural olarak CISG’e tabi olmayan satım sözleşmelerinin CISG’e tabi olmasının kararlaştırılabilmesi, CISG’teki hükümlerin bir kısmının uygulanmamasının veya değiştirilerek uygulanmasının kararlaştırılabilmesi, CISG’in temel prensiplerinden birinin tarafların irade özgürlüğü olduğunun göstergesidir.

CISG sayesinde milletlerarası satım hukuku yeknensaklaşmış, milletlerarası satım akitlerinin kuruluşu ile tarafların hak ve yükümlülükleri aksi kararlaştırılmadıkça Sözleşme’ye tabi kılınmıştır. Bu sayede milletlerarası ticarette satım hukuku daha öngörülebilir ve pratik bir hal almıştır. Günümüzde CISG’e 84[53] devlet taraf olup Türkiye’de de 1 Ağustos 2011 tarihinden itibaren Sözleşme yürürlüğe girmiştir[54].

Tüm bu veriler değerlendirildiğinde CISG’in hazırlanma amacına ulaştığı, yani uluslararası mal satımı sözleşmelerinin yeknesaklaştırılmasına hizmet ettiği söylenebilir.

 

KAYNAKÇA

1- ATAMER, M. Yeşim, Uluslararası Satım Sözleşmelerine İlişkin Birleşmiş Milletler Antlaşması (CISG) Uyarınca Satıcının Yükümlülükleri ve Sözleşmeye Aykırılığın Sonuçları, 1. Bası, İstanbul 2005.

2- RABEL,ErnstA Draft of an International Law of Sales, The University of Chicago Law Review V.5 N.4, June 1938 http://chicagounbound.uchicago.edu/cgi/viewcontent.cgi?article=1572&context=uclrev (erişim tarihi 19.10.2017).

3- SCHLECHTRİEM, Peter, Uniform Sales Law – The UN-Convention on Contracts for the International Sale of Goods, Vienna 1986 https://www.cisg.law.pace.edu/cisg/biblio/schlechtriem.html#a11 (erişim tarihi 31.10.2017).

4- ÖZDEMİR KOCASAKAL, Hatice, Viyana Konvansiyonu’nun Milletlerarası Özel Hukuk Bakımından Uygulama Alanı, Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 2013/1 CISG Özel Sayısı, s.19-53.

5- YALÇINTAŞ, Simin, Viyana Satım Sözleşmesi’nin Kapsamı ve Sözleşme İle Türk Milletlerarası Satım Hukukunda Yaşanacak Değişiklikler,BATIDER Eylül 2011, Cilt XXVII, S. 3.

6- HONNOLD, John, Uniform Law for International Sales under the 1980 United Nations Convention, 1999,  https://www.cisg.law.pace.edu/cisg/biblio/honnold.html (erişim tarihi 01.11.2017).

7- CA Paris, J.D.24410, 24 April 1992 Fauba v. Fujitsu davası https://www.cisg.law.pace.edu/cisg/wais/db/cases2/920422f1.html (erişim tarihi 01.11.2017).

8- AKÇURA KARAMAN, Tuba, Borçlar Kanunu ve Viyana Satım Antlaşması Çerçevesinde Ayıp Halinde Alıcının Hakları, BATIDER Mart 2012, Cilt XXVIII, S.1, s.193-254.

9- MİSTELİS, Loukas, CISG’ın Uygulama Alanı: Yer, Zaman ve Kişi Bakımından, (Tercüme: YASAN,CANDAN), ATAMER, Yeşim M (Editör),  Milletlerarası Satım Hukuku (CISG), İstanbul 2012.

10- Schlechtriem, Peter, Requirements of Application and Sphere of Applicability of the CISG, Victoria University of Wellington Law Review (2005/4) https://www.cisg.law.pace.edu/cisg/biblio/schlechtriem9.html (erişim tarihi 31.10.2017).

11- BELL, Kevin, The Sphere of Application of the Vienna Convention on Contracts for the International Sale of Goods, 1996, https://www.cisg.law.pace.edu/cisg/biblio/bell.html (erişim tarihi 08.11.2017).

12- District Court Pavia (Tessile v. Ixela) 29 Aralık 1999, http://www.cisg.law.pace.edu/cases/991229i3.html (erişim tarihi 07.11.2017).

13- 30 Kasım 1998 Commercial Court Zurich (Lambskin coat case), http://www.cisg.law.pace.edu/cases/981130s1.html (erişim tarihi 07.11.2017).

14- DEVELİOĞLU, Hüseyin Murat, CISG’nin Sözleşmelerin Konusu ve Niteliği Bakımından Uygulama Alanı,  Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 2013/1 CISG Özel Sayısı, s.53-73.

15- HEİDERHOFF, Bettina, CISG’in Uygulama Alanı Konu Bakımından, (Tercüme: GEÇSOY, Ajda), ATAMER, Yeşim M (Editör),  Milletlerarası Satım Hukuku (CISG), İstanbul 2012,  s.25-36.

16- FARNSWORTH,E.Allan, Bianca-Bonell Commentary on the International Sales Law,  Milan 1987,  https://www.cisg.law.pace.edu/cisg/biblio/farnsworth-bb19.html (erişim tarihi 02.11.2017).

17- LOOKOFSKY, Joseph, The 1980 United Nations Convention on Contracts for the International Sale of Goods, 2000, https://www.cisg.law.pace.edu/cisg/biblio/loo39.html#192 (erişim tarihi 03.11.2017).

18- MAGNUS, Ulrich, CISG Uyarınca Tazminat, Faiz, Sorumluluktan Kurtulma, (Tercüme: SÜZEL, Cüneyt), ATAMER, Yeşim M (Editör),  Milletlerarası Satım Hukuku (CISG), İstanbul 2012, s.287-311.

19- ÖZSUNAY, Ergun, Uluslararası Mal Satımı Satımı Sözleşmeleri, İstanbul Barosu Dergisi S.2004/3 Cilt:78.

20 – WİNSHİP, Peter, The Scope of the Vienna Convention on International Sales Contracts,  https://www.cisg.law.pace.edu/cisg/biblio/winship5.html (erişim tarihi 18.10.2017).

[1] WINSHIP, Peter, The Scope of the Vienna Convention on International Sales Contracts, s.3, https://www.cisg.law.pace.edu/cisg/biblio/winship5.html (erişim tarihi 18.10.2017).

[2] WINSHIP, s.4.

[3]  RABEL,ErnstA Draft of an International Law of Sales, The University of Chicago Law Review V.5 N.4, June 1938, s. 543,544 http://chicagounbound.uchicago.edu/cgi/viewcontent.cgi?article=1572&context=uclrev (erişim tarihi 19.10.2017).

[4] WINSHIP, s.6.

[5] WINSHIP, s.6.

[6] WINSHIP, s.10-12.

[7] ATAMER, M. Yeşim, Uluslararası Satım Sözleşmelerine İlişkin Birleşmiş Milletler Antlaşması (CISG) Uyarınca Satıcının Yükümlülükleri ve Sözleşmeye Aykırılığın Sonuçları, 1. Bası, İstanbul 2005, s.4.

[8] ATAMER, s.24.

[9] SCHLECHTRIEM, Peter, Uniform Sales Law – The UN-Convention on Contracts for the International Sale of Goods, Vienna 1986, s.26 (kısaca Uniform Sales Law) https://www.cisg.law.pace.edu/cisg/biblio/schlechtriem.html#a11 (erişim tarihi 31.10.2017); ÖZDEMIR KOCASAKAL, Hatice, Viyana Konvansiyonu’nun Milletlerarası Özel Hukuk Bakımından Uygulama Alanı, Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 2013/1 CISG Özel Sayısı, s.19-53, s.23.

[10] ATAMER, s.47-50; YALÇINTAŞ, Simin, Viyana Satım Sözleşmesi’nin Kapsamı ve Sözleşme İle Türk Milletlerarası Satım Hukukunda Yaşanacak Değişiklikler,BATIDER Eylül 2011, Cilt XXVII, Sayı 3, s.286; ÖZDEMIR KOCASAKAL, s.23.

[11] ATAMER, s.49; ÖZDEMIR KOCASAKAL, s.24.

[12] HONNOLD, John, Uniform Law for International Sales under the 1980 United Nations Convention, 1999, s.32, https://www.cisg.law.pace.edu/cisg/biblio/honnold.html (erişim tarihi 01.11.2017); ÖZDEMIR KOCASAKAL, s.24.

[13] İrtibat bürosunun işyeri olmadığına dair Fransız Temyiz Mahkemesi karar için bkz: CA Paris, J.D.24410, 24 April 1992 Fauba v. Fujitsu davası https://www.cisg.law.pace.edu/cisg/wais/db/cases2/920422f1.html (erişim tarihi 01.11.2017).

[14] AKÇURA KARAMAN, Tuba, Borçlar Kanunu ve Viyana Satım Antlaşması Çerçevesinde Ayıp Halinde Alıcının Hakları, BATIDER Mart 2012, Cilt XXVIII, Sayı 1, s.193-254,  s.197,198.

[15] Bkz: ÖZDEMIR KOCASAKAL, s.24.

[16] Bkz: ATAMER, s.49; ÖZDEMIR KOCASAKAL, s.26.

[17] Bkz. ATAMER, s.54.

[18] ATAMER, s.50; MISTELIS, Loukas, CISG’ın Uygulama Alanı: Yer, Zaman ve Kişi Bakımından, (Tercüme: YASAN,Candan), ATAMER, Yeşim M (Editör),  Milletlerarası Satım Hukuku (CISG), İstanbul 2012, s.15.

[19] Bkz: ÖZDEMIR KOCASAKAL, s.31-33.

[20] Bkz. ATAMER, s.52; SCHLECHTRIEM, Uniform Sales Law,  s.23-26.

[21] Başta Çin, ABD ve bazı İskandinav ülkeleridir.

[22] MISTELIS, s.16; SCHLECHTRIEM, Peter, Requirements of Application and Sphere of Applicability of the CISG, Victoria University of Wellington Law Review (2005/4), s.784 https://www.cisg.law.pace.edu/cisg/biblio/schlechtriem9.html (erişim tarihi 31.10.2017); Bell, Kevin, The Sphere of Application of the Vienna Convention on Contracts for the International Sale of Goods, 1996, s.246 https://www.cisg.law.pace.edu/cisg/biblio/bell.html (erişim tarihi 08.11.2017).

[23] District Court Pavia (Tessile v. Ixela) 29 Aralık 1999, http://www.cisg.law.pace.edu/cases/991229i3.html (erişim tarihi 07.11.2017); ayrıca bkz. ATAMER, s.51.

[24] MISTELIS, s.16; 30 Kasım 1998 Commercial Court Zurich (Lambskin coat case), http://www.cisg.law.pace.edu/cases/981130s1.html (erişim tarihi 07.11.2017).

[25] MISTELIS, s.23.

[26] ÖZDEMIR KOCASAKAL, s.30-31.

[27] ATAMER, s. 36; WINSHIP, s.22.

[28] ATAMER, s. 44; SCHLECHTRIEM, s.785,786; DEVELIOĞLU, Hüseyin Murat, CISG’nin Sözleşmelerin Konusu ve Niteliği Bakımından Uygulama Alanı,  Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 2013/1 CISG Özel Sayısı, s.53-73, s.55-56; HONNOLD, s.52.

[29] ATAMER, s.44

[30] ATAMER, s.45; SCHLECHTRIEM, Uniform Sales Law,  s.27-30; DEVELIOĞLU, s.66-67.

[31] ATAMER, s.45

[32] HEIDERHOFF, Bettina, CISG’in Uygulama Alanı Konu Bakımından, (Tercüme: GEÇSOY, Ajda), ATAMER, Yeşim M (Editör),  Milletlerarası Satım Hukuku (CISG), İstanbul 2012,  s.25-36, s.27.

[33] YALÇINTAŞ, s.296; DEVELIOĞLU s.60-61.

[34] SCHLECHTRIEM, s.787; YALÇINTAŞ, s.299; BETTINA, s.34-35.

[35] BETTINA, s.35-36.

[36] Bkz. ATAMER, s.57; WINSHIP, s.32; ÖZDEMIR KOCASAKAL, s.39.

[37] Bkz. ATAMER, s.58; SCHLECHTRIEM, s.784; ÖZDEMIR KOCASAKAL, s.44.

[38] SCHLECHTRIEM, s.784.

[39] SCHLECTRIEM, Uniform Sales Law, s.53.

[40] FARNSWORTH,E.Allan, Bianca-Bonell Commentary on the International Sales Law,  Milan 1987, s.182, https://www.cisg.law.pace.edu/cisg/biblio/farnsworth-bb19.html (erişim tarihi 02.11.2017).

[41] AKÇURA KARAMAN, s.204.

[42] AKÇURA KARAMAN, s.205.

[43] SCHLECTRIEM, Uniform Sales Law, s.60.

[44] SCHLECTRIEM, Uniform Sales Law,  s.66.

[45] SCHLECTRIEM, Uniform Sales Law,  s.67.

[46] LOOKOFSKY, Joseph, The 1980 United Nations Convention on Contracts for the International Sale of Goods, 2000, s.104 https://www.cisg.law.pace.edu/cisg/biblio/loo39.html#192 (erişim tarihi 03.11.2017).

[47] AKÇURA KARAMAN, s.230.

[48] HONNOLD, s.308.

[49] AKÇURA KARAMAN, s.245-246.

[50] AKÇURA KARAMAN, s.247.

[51] MAGNUS, Ulrich, CISG Uyarınca Tazminat, Faiz, Sorumluluktan Kurtulma, (Tercüme: SÜZEL, Cüneyt), ATAMER, Yeşim M (Editör),  Milletlerarası Satım Hukuku (CISG), İstanbul 2012, s.287-311, s.294-295.

[52] ÖZSUNAY, Ergun, Uluslararası Mal Satımı Satımı Sözleşmeleri, İstanbul Barosu Dergisi S.2004/3 Cilt:78 s.911.

[53] Güncel liste için bakınız http://www.cisg.law.pace.edu/cisg/countries/cntries.html (erişim tarihi 18.10.2017).

[54] Antlaşma metni ve yürürlük tarihi için bkz: http://cisg7.institut-e-business.de/pdf/Textsammlung/textsammlung-tuerkisch.pdf (erişim tarihi 19.10.2017).