Türk Hukukunda Dolandırıcılık Suçu

Türk Hukukunda Dolandırıcılık Suçu

Türk Hukukunda Dolandırıcılık Suçu

Türk Hukukunda dolandırıcılık suçu, “Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak” olarak tanımlanmaktadır. Bu tanıma göre dolandırıcılığın unsurları a) hileli davranışlar, b) yarar sağlamak ve c) aldatılanın veya başkasının zarara uğramasıdır. Birçok dolandırıcılık davası 1-5 yıl arası hapis cezalarıyla sonuçlansa da, suçun işleniş biçimine, taraflara, fail sayısına ve mağdur tipine göre dolandırıcılığın cezası 20 yıl hapis cezasına kadar çıkabilmektedir.

Dolandırıcılık suçunun en çok tartışılan hususu, hukuki uyuşmazlık ile arasındaki ayrımdır. Dolandırıcılık hakkında birçok soruşturma Başsavcılıklar tarafından “hukuki uyuşmazlık” olduğu ve dolayısıyla hukuk mahkemelerinin konusu olduğu gerekçesiyle sonlandırılmaktadır. Dolandırıcılık ile hukuki uyuşmazlık arasındaki çizgi zaman zaman çok incelmekte, bir fiilin dolandırıcılık mı yoksa hukuki uyuşmazlık mı olduğunu kestirmek güçleşmektedir.

Bu noktada dolandırıcılığın ilk unsuru olan “hileli davranış” devreye girmektedir. Hileli davranış olmadığı sürece, bir kişi hukuka aykırı olarak ve başkasını zarara uğratacak şekilde menfaat sağlasa dahi bu suç teşkil etmeyen bir hukuki uyuşmazlık kabul edilebilmektedir.

Yargıtay kararlarına göre dolandırıcılık, “sistematik davranışlar” vasıtasıyla hukuki uyuşmazlıktan ayrılmaktadır. Bu açıdan, parasını almasına rağmen bir taşınmazı, malı veya hizmeti teslim etmeyerek bir sözleşmeyi ihlal etmek kendi başına dolandırıcılık suçu değil, hukuki uyuşmazlıktır.

Örneğin, bedelini karşı taraftan almasına rağmen bir evin mülkiyetini devretmemek kendi başına bir suç değil, bir hukuki uyuşmazlıktır. Öte yandan, eğer fail evin sahibi olduğuna karşı tarafı ikna etmek için sahte tapu düzenlemişse o halde bir suç teşkil edecektir. Aynı şekilde, şayet fail aynı evi satma vaadiyle birden fazla kişiden para toplamışsa bu durumda sistematik bir davranıştan bahsedilecek ve dolandırıcılık suçu teşkil edebilecektir.

Bir fiilin dolandırıcılık suçu teşkil edip etmediği, failin menfaat sağlamak için işlediği fiillerin niteliğine göre değerlendirilecektir. Bu nedenle dolandırıcılık suçu mu yoksa hukuki uyuşmazlık mı olduğu konusunda her somut olay kendi başına değerlendirilmelidir.

Dolandırıcılık mağdurları, dolandırıcılık konusuyla suç duyurusunda bulunurken, olayı hukuki uyuşmazlıktan ayıran hususları vurgulaması son derece önemlidir. İşlenen fiil ile hukuki uyuşmazlık arasındaki fark gösterilemediği takdirde olayın hukuki uyuşmazlık gerekçesiyle soruşturma sonlandırılabilir. Bu nedenle dolandırıcılık mağdurlarının, dolandırıcılık davalarında tecrübe sahibi bir avukata danışmaları önem arz etmektedir.

Antalya Avukatı Barış Erkan Çelebi ve onun Antalya Hukuk Bürosu, dolandırıcılığa karşı suç duyurusunda bulunmak, soruşturma ve ceza davası sürecini takip etmek ve dolandırıcılık suçunun yarattığı zararın tazmini için tazminat davası açmak vasıtasıyla dolandırıcılık mağdurlarına hukuki danışmanlık vermektedir.