Sorumluluk Sigortalarında Zarar Görenin Sigortacıdan Talep Hakkı

Sorumluluk Sigortalarında Zarar Görenin Sigortacıdan Talep Hakkı

Sorumluluk Sigortalarında Zarar Görenin Sigortacıdan Talep Hakkı

6102 sayılı TTK’da, sorumluluk sigortaları özel olarak düzenlenmiş, söz konusu bölümde sorumluluk sigortalarına ilişkin genel hükümler(TTK m. 1473-1482) ile zorunlu sorumluluk sigortalarıyla ilgili özel hükümler (TTK m.1483-1484) bulunmaktadır.

Toplumun ihtiyaçlarıyla beraber yeni riskler ortaya çıkmış, böylece sorumluluk sigortaları hukukta önem kazanmıştır. Hatta bazı sorumluluk sigortaları zorunlu nitelik kazanmıştır. Sigorta ettirenin 3. kişilere vermeleri ihtimali bulunan zararlara karşı bu üçüncü kişilerin malvarlıklarında meydana gelebilecek azalmaları gidermeyi amaçlamaktadır. Bu sebeple sorumluluk sigortası sigorta ettiren ile onun fiilinden zarar görenlerin menfaatlerini dengeleme niteliğinde olan bir suigeneris sigorta şeklidir.

Sorumluluk sigortaları TTK’da mal/zarar sigortaları bölümünde yer alır. Bu yüzdendir ki zarar sigortalarıyla ilgili hükümlerin aynen olmamakla birlikte sorumluluk sigortalarına da uygulanacağı kural olarak sabittir. Mesela eksik ya da aşkın sigorta ilkeleri zarar sigortalarına ilişkin kurallar olmakla beraber sorumluluk sigortalarına uygulanmaz.

Sigorta hukukunu daha iyi kavrayabilmek için öncelikle riziko kavramından bahsetmek yerinde olacaktır. Riziko kazanın zarar doğurma ihtimalidir. Rizikonun gerçekleşmesi bu zarar ihtimalinin gerçekleşmesidir. Riziko gerçekleştiğinde bundan zarar gören üçüncü kişilerin gerçek zararları da sigorta limiti içerisinde karşılanır. Sigorta poliçesinde kararlaştırılan bedelin tamamının ödenmesi hayat sigortalarındaki durumun aksine gereklilik arz etmemektedir.

Sorumluluk sigortalarında sigorta ettiren tarafından zarar verilen kişi yapılan sigorta sözleşmesine taraf değildir, sadece bu sorumluluk sigortadan yararlanır. Bu kişi doğrudan sigortacıya başvurup zararının giderilmesini isteme hakkına kanunen sahiptir. İşte TTK m.1478, her türlü sorumluluk sigortası için zarara uğrayan üçüncü kişinin doğrudan dava hakkına sahip olduğunun temel dayanağını teşkil eder. Üçüncü kişinin bu hakkının sözleşmeden değil, kanundan kaynaklandığının bir kez daha altının çizilmesi gerekmektedir. Bu sebepledir ki sigortacı sözleşmenin tarafı olan sigorta ettirene karşı defilerini öne sürebilirken, zarar gören 3. Kişiye karşı bu defilerin çoğunu öne süremeyecektir. Burada bahsedilen defi, borçluya tanınan, borcun yerine getirilmesinden özel bir sebeple kaçınma hakkıdır.

Sorumluluk sigortalarında kusur noktasında kural kusursuz sorumluluktur. TTK’nın 1473. maddesi uyarınca sözleşmede aksi düzenlenmemişse, sözleşmede öngörülen ve zarar sonradan doğmuş olsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşmiş bir olaydan doğan sorumluluğundan dolayı, sigortacı zarar görene, sigorta poliçesinde düzenlenen miktar sınırıyla tazminat ödemesi yapar. Önemli olan rizikoya, yani gerçekleşmesi muhtemel olan tehlikeye konu meselenin sözleşmenin süresi içinde gerçekleşmesidir. Olay sözleşme süresi içinde gerçekleştiği müddetçe zarar sürenin bitmesinden sonra doğsa ya da talep edilse bile tazminat sigortacı tarafından ödenecektir. Fakat şunu da belirtmekte fayda vardır; TTK’nın 1473/1 hükmü emredici nitelikte değildir. O halde, taraflar sözleşmede rizikonun gerçekleşme anını farklı şekilde belirleyebilecektir. TTK’nın 1473/2 hükmüne göre, sözleşmede aksine hüküm bulunmadığı müddetçe sigorta, sigortalının işletmesi ile ilgili sorumluluğu için yaptırılmışsa, sigortanın kapsamı genişleyecektir. Bu kapsamda sigortalının temsilcisi, işletmede çalışan kişiler ve oranın yönetimi ve denetiminde çalışanların da sorumluluğunu karşılar. Böylece sigorta bu kimselerin lehine bir özellik de gösterir.

Rizikonun gerçekleşmesi halinde zararla karşılaşan kişi sigorta ettiren/sigortalı aleyhine tazminat isteminde bulunduğu halde, bu istemle ilgili yapılmış giderleri de sigortacı karşılamalıdır. Sigortalı/sigorta ettirene öne sürülmüş bir talep varsa sigortacı tarafından avans da ödenir. Öyle ki masrafların sigorta bedelini aşan kısmı sigortacı tarafından elbette ödenmeyecektir.

TTK 1475e göre sigortalının bir bildirim yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu durumda sigortacının sorumluluğunu doğuran olaylar 10 gün içinde sigortacıya sigortalı tarafından bildirilmelidir. Bu bildirime sigortalıya yöneltilen istemler de dahildir. Aksi kararlaştırılmadıysa bu istemleri derhal bildirecektir. Bildirim üzerine gerekli araştırmalar yapılacak, en geç 45 gün içinde tazminat ödemesi gerçekleştirilecektir. Eğer bildirim yapılmaz veyahut geciktirilirse TTK 1446 uygulanacak, bu gecikme ya da bildirimi yapmama ödenmesi gereken tazminatın artmasına sebep olmuşsa kusurun ağırlığıyla oranlı olarak tazminattan indirim yapılabilecektir. Elbette burada sigortacının iyiniyetli olmadığı ortaya çıkarsa yani fiili sigortalı tarafından bildirim yapılmadan öğrenmişse indirim yoluna da gidilmeyecektir.

Sonuç olarak sorumluluk sigortalarında zarar gören üçüncü kişinin sigortacıya karşı TTK 1478 uyarınca bir dava hakkına sahip olduğunu ve bunun Yargıtay’ın içtihat kazanmış kararlarıyla da desteklendiğini görmekteyiz. Elbette burada zarar görenin haksız fiil hükümlerine göre sigortalıya başvurma şansının da olduğunu ifade etmekte yarar vardır. Bu hükmün amacı zarar görenin zararının telafisi olduğu kadar, sigortalının ödeme güçsüzlüğü bulunması durumuna karşı da zarar göreni korumaktır. Böylece sigortalı da sigorta yaptırmakla umduğu gayesine ulaşmış olacaktır.

Antalya Avukatı Barış Erkan Çelebi ve onun Antalya Hukuk Bürosu tüm sigorta davalarında gerek sigortalıyı gerekse sigortacıyı temsil etmekte, sigorta taleplerini ve uzlaşmalarını yürütmektedir.