Sağlık Hukuku

Health Law

Sağlık Hukuku

HEKİMLERİN MESLEKİ SORUMLULUĞU

Sağlık Hukuku, hekimlerin hastanelere, polikliniklere, meslektaş ve diğer sağlık personeline veya bağlı oldukları diğer kurum ve kuruluşlara ve en geniş kapsamda hastaya karşı olan sorumluluğu üzerine normlar geliştirmiştir. Hastalara karşı en önemli yükümlülüklerden biri ise aydınlatılmış onam ile ilgili düzenleme ve teamüllerdir.

Aydınlatılmış onam kavramı, kişinin alacağı tıbbi müdahalenin riskleri, yararları, zararları, sonuçları ve alternatifleri hakkında açık, kapsamlı ve şüpheye yer bırakmayacak bir şekilde yetkili hekim tarafından bilgilendirilerek, gerçekleşecek uygulamalara kendi iradesi ile onay vermesi anlamına gelmektedir. Aydınlatılmış onam, Sağlık Hukukuna ilişkin Kanunlarda yer almadığı gibi genel hukuk normları içerisinde de açık bir şekilde tanımlanmamıştır.

Hukukçular tarafından genel olarak Anayasadaki temel hak ve özgürlüklere dayandırılsa da aydınlatılmış onam kavramının Borçlar Hukukundaki vekalet sözleşmesi hükümleri kapsamında olduğu kabul edilmelidir. Zira Borçlar Kanununun 506/2 maddesi uyarınca hizmet üstlenen tarafın, diğer taraf açısından haklı menfaatleri gözetme; hizmet ve işleri sadakat ve özenle yürütme yükümlülüğü bulunmaktadır. Hekim de hasta ile vekalet ilişkisi içerisinde olduğundan, bu ilişkiden doğan sadakat ve özen yükümlülüğü sebebiyle hastayı tüm detaylar hakkında bilgilendirmeli, onun iradesini sakatlayacak tutumlardan kaçınmalıdır.

HEKİM HATALARI

Hekim hatası, başka bir deyişle malpraktis, hekimlerin tıp kurallarına veya hukuka aykırı ve kusurlarıyla işledikleri fiillerden dolayı hastaların zarar görmesidir. Malpraktisin maddi tazminat, manevi tazminat ve cezai sorumluluk gibi sonuçları mevcuttur. Maddi tazminat hesabında; yanlış yapılan uygulamanın düzeltilmesi için yeni tedavi masrafları, kalıcı hasarın bulunduğu hallerde ömür boyu tedavi masrafları, bakıma muhtaçlık durumunda ömür boyu bakım masrafları, iş gücü kaybı halinde kaybedilen ücret tazmini ve ölümlü hallerde hasta yakınlarının destekten yoksun kalma tazminatları dikkate alınmaktadır. Yanlış tedavide hekimin kast veya taksirinin bulunması ve herhangi bir hukuka uygunluk sebebinin bulunmaması halinde ise Ceza Hukukundaki vücut bütünlüğüne karşı işlenen suçların oluşması da mümkündür. Bu hallerde hekim, daha önce açıkladığımız özel hukuk davalarının yanı sıra Ceza Kanunlarından doğan soruşturma işlemleri ve kamu davalarına da taraf edilebilecektir.

Görüldüğü üzere Sağlık Hukuku birçok temel hukuk dalı ile etkileşim içerisinde olsa da hukuk alanının dışında tıbbi, idari veya başka alanlarda uzmanlık gerektiren bir çok alt dalı da kendi içerisinde barındırmaktadır. Bu sebeple Sağlık Hukuku ile alakalı dava veya diğer çözüm yollarında hakim, hakem ve arabulucuların hukuka hakimiyetleri yetmemekte; sık sık uzman görüşlerine başvurulmaktadır. Bu doğrultuda Sağlık Hukuku alanında çalışacak avukatların mutlaka uzman hekimlerle, sağlık personelleriyle ve hatta hastane yöneticileriyle iletişim halinde olmaları; gerektiğinde bu makam ve yetkililerden rapor veya görüş alabilmeleri; aldıkları uzman rapor ve görüşlerini, karar mercinin edindikleriyle karşılaştırabilecek kadar donanıma sahip olmaları gerekmektedir. Antalya avukatlarından Barış Erkan Çelebi sağlık hukuku ve malpraktis alanlarında hukuki hizmet vermektedir.

HASTA HAKLARI

Hasta Hakları kavramı ilgili yönetmelikte; Sağlık hizmetlerinden faydalanan veya faydalanma gereksinimi duyan bireylerin sahip bulundukları ve Anayasa, uluslararası anlaşmalar, kanunlar ve diğer düzenlemeler ile koruma altına alınan haklar olarak tanımlanmıştır. Hastaların en temel hakları hizmetlere ulaşma hakkı, ayrımcılık görmeme hakkı ve tedavi veya kurumlar arasında seçim yapabilme hakkıdır. Bunlar haricinde Hasta Hakları Yönetmeliğinin 6. maddesinden itibaren hastaların hakları açıklanmıştır. İlk olarak hastanın bilgilendirilme hakkı; sağlık hizmetinin alındığı kurum veya kişilerden hizmetin niteliği, hastalığın durumu, uygulanacak prosedür ve sonrası ile ilgili olarak bilgilendirilmeyi kapsamaktadır. Bu bilgi alma hakkı sağlık hizmetlerinden ne zaman, ne kadar süre ve hangi koşullarda faydalanılacağını kapsadığı gibi; hizmeti sağlayacak olan doktor ve personelin uzmanlığı, unvanı ve görev tanımları ile ilgili de olabilir.

Bir diğer hasta hakkı ise Yönetmelikte 21. madde ve devamında düzenlenen mahremiyet hakkıdır. Sağlık Hukuku hastanın mahremiyetini, tedavi öncesi ve sonrası ile tedavinin icrası sırasında koruma altına almıştır. Bu koruma sağlık hizmetinin alınmasından sonrası için de geçerli olup, edinilen bilgilerin sürekli olarak saklanması suretiyle devam etmektedir. Son olarak hasta haklarının ihlali halinde ilgililere müracaat, şikayet ve dava hakkı tanınmıştır.

YÜKSEK SAĞLIK ŞURASI KARARLARI

Yüksek Sağlık Şurası, Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönerge’nin 5. maddesi uyarınca olağan hallerde yılda dört defa toplanmakta olup bu sebeple de mahkemelerden gelen dosyaları biriktirmekte ve talep edilen raporları zamanında düzenleyememekteydi. Günümüzde ise ceza ve hukuk davalarında Yüksek Sağlık Şurası’ndan görüş alma zorunluluğu kalmamış olup, görüş alındığı takdirde de genel bilirkişi görüşlerinde olduğu gibi hakimin rapora bağlı kalma zorunluluğu da bulunmamaktadır. Bu sayede güncel uygulamada, yargılamanın daha sağlıklı ve hızlı bir şekilde ilerleyip sonuçlanabilmesi adına genelde Yüksek Sağlık Şurası yerine doğrudan Adli Tıp Kurumu’ndan veya mahkemelerce tayin edilecek belirli uzman ya da heyetlerden rapor alınmaktadır.

ORGAN NAKLİNİN HUKUKİ BOYUTU

Organ ve doku nakli; görevini yerine getiremeyecek veya görevini yapabilecek olsa bile beden sağlığına zarar verebilecek ölçüde sağlıksız olan bir organın tedavi maksadıyla sağlam bir organ ile değiştirilmesi işlemine denilmektedir. Organ veya doku nakli, insan hayatını kurtarma veya iyileştirme amacı güttüğünden, ceza hukuku açısından bir hukuka uygunluk nedeni içermektedir. Ancak organ ve doku naklinde bu hukuka uygunluk nedeni tek başına yeterli olmayıp, donörlerin rızası da aranmaktadır. Aksi durumlarda yapılan organ ve doku nakilleri ise suç teşkil etmektedir. Yasal mevzuat açısından Organ ve Doku Nakli Hizmetleri Yönetmeliği, özellikle beyin ölümü gerçekleşmiş hastalara ait organların ihtiyaç sahiplerine aktarılmasına ilişkin prosedürü açıklamıştır. Yönetmelik ve ilgili hükümlerin dayanağı ise 2238 sayılı Kanunun 11. ve 14. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Bu normlara aykırı bir şekilde hareket eden yetkililer hakkında Türk Ceza Kanununun 91. Maddesinin 5. fıkrası uyarınca işlem yapılmaktadır.

ÖZEL SAĞLIK KURULUŞLARININ SORUMLULUĞU

Özel sağlık kuruluşlarının sorumluluğundan söz edilebilmesi için hekimin, sağlık personelinin veya yardımcı personelin yanlış uygulamaya (malpraktis) yol açacak bir davranışı bulunması gerekmektedir. Bu hallerde özel sağlık kuruluşlarının personelden kaynaklı olumsuz davranışlarda, üstlerine düşen görevlerini yerine getirmemeleri halinde veya mevzuatta öngörülen durumlarda kusursuz olsalar dahi sorumlulukları doğmaktadır.

Sorumluluktan söz edilebilmesi için bir diğer bir koşul da zararın meydana gelmesidir. Son olarak genel sorumluluk şartlarında olduğu gibi, kusur ile zararın arasında mutlaka bir nedensellik bağının da mevcut olması gerekmektedir. Sorumluluğun hukuki kaynağı ise genel hükümlere göre hasta ile kuruluşlar arasındaki sözleşmesel ilişkinin ihlali, haksız fiil, vekaletsiz iş görme veya sözleşme öncesi görüşmelerde kusurlu davranışta bulunma olarak değerlendirilmelidir.

DANIŞMANLIK ALIN