Borçlar Hukuku

Borçlar Hukuku - Antalya Avukat

SORUMLULUK VE TAZMİNAT HUKUKU

Sözleşmeden Kaynaklanan Sorumluluk

Sözleşme, iki veya daha fazla kişinin irade uyuşmasıyla oluşan ve tarafların tamamı ya da bir kısmı için yükümlülükler doğuran hukuki işlemlerdir. Taraflardan biri sözleşmeden doğan hukuki yükümlülüklerini geçerli bir sebebi olmaksızın yerine getirmediği takdirde doğacak tüm zararları tazmin etmekle yükümlüdür. Örneğin; TBK madde 313 uyarınca bir malı kiralayan taraf kira bedelini ödeme borcunu gereği gibi yerine getirmezse veya TBK madde 210 uyarınca satıcı satım konusu eşyayı zamanında teslim etmez ise doğacak zararları tazmin etmek zorunda kalacaktır. Buna göre bir sözleşmenin taraflarından en az birinin bu hukuki ilişkiden doğan sorumluluklarını gereği gibi yerine getirmemesi halinde TBK madde 112 uyarınca “sözleşmeden kaynaklanan sorumluluk” gündeme gelecektir.

Sözleşmenin ihlali nedeniyle doğan zararlar niteliklerine göre maddi veya manevi tazminat davalarına konu edilebilmektedir. Nitekim uygulamada sözleşmesel sorumluluğun yerine getirilmemesi ile manevi zararın doğması arasında illiyet bağı kurmak oldukça sorunludur. Konu ile ilgili olarak Yargıtay, her somut olayı ayrı değerlendirerek, öncelikle şahısların duyduğu ruhsal çöküntü veya itibar kaybı gibi sonuçları tespit edip devamında tarafların tutumu, hukuki ilişkinin konusu ve sözleşmenin ihlaline yol açan fiil ile bağlantısını tespit etmektedir.

Sözleşmenin ihlalinden doğan tazminat davalarında zamanaşımı süresi aksine bir hüküm bulunmadığı hallerde 10 yıldır. Bu davalar genel yetki kuralı doğrultusunda davalının yerleşim yerindeki mahkemelerde açılabileceği gibi HMK madde 10 uyarınca sözleşmenin ifa yerinde bulunan mahkemelerde de açılabilir. Genel görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olup, sözleşmenin konusuna göre İş Mahkemeleri, Tüketici Mahkemeleri ve Asliye Ticaret Mahkemeleri de görevli olabilmektedir.

Antalya avukatlarından Barış Erkan Çelebi Antalya’da ve Türkiye’nin her ilinde sözleşmeden doğan uyuşmazlıkların mahkeme içinde ve dışında çözülmesi, dava açılması, davalı vekili olarak savunulması ve davaların sonuçlandırılması konularında hukuki hizmet vermektedir.

Haksız Fiilden Kaynaklanan Sorumluluk

Haksız fiil sorumluluğuna karşı düzenlemeler TBK madde 49 ve devamında düzenlenmiştir. Buna göre haksız fiil kavramı; bir kişinin hukuka aykırı bir fiil ile başkalarının şahıs ya da mal varlığı değerlerinin üzerinde zarar medyana getirmesi olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilden kaynaklı bir tazminat talebinden söz edilebilmesi için zararın doğması, zarar gören değerin korunması için öngörülen normu ihlal eden hukuka aykırı bir fiilin varlığı, filli gerçekleştiren kişinin kusuru ve doğan zarar ile kusurlu fiil arasında nedensellik bağı olması gerekmektedir.

Haksız fiilden dolayı doğan zararların kapsamının belirlenmesi için taraflar arasında mutabakata varılması veya mahkeme kararı gerekmektedir. Haksız fiil nedeniyle doğan maddi zarar nakdi karşılığı ödenerek tazmin edilmektedir. Bu tutarlara ek olarak şartları oluştuğu takdirde iş gücü kaybı ve destekten yoksun kalma gibi daha ağır maddi kayıplar da hesaplamaya dahil edilecektir. Manevi tazminatın içeriği ise hakimin takdirindedir. Hakim manevi tazminat talep ve tutarını değerlendirirken, zarar görenin kişilik haklarını, bozulan psikolojik dengesini ve hissettiği elem ve ıstırabın etkisini dikkate alarak karar vermektedir.

Haksız fiilden doğan tazminat davalarında davalının yerleşim yeri mahkemesi genel yetkili mahkeme olup, buna ek olarak HMK madde 16 uyarınca haksız fiilin işlendiği, zararın meydana geldiği veya zarar görenin yerleşim yeri mahkemeleri de yetkilidir. Görevli mahkeme ise haksız fiilin dayandığı hukuki ilişkinin niteliğine göre belirlenmektedir. Haksız fiilden doğan zararların tazminine ilişkin talepler, zarar ve davalının öğrenilmesinden itibaren 2 yıl, her halde fiilin meydana geliş tarihinden itibaren 10 yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar.

Trafik Kazalarından Kaynaklanan Sorumluluk                       

Trafik kazalarına bağlı olan tazminat davaları; trafiğe kayıtlı en az bir motorlu taşıtın rol oynadığı ve sonucunda mal varlığında azalma, yaralanma ve/veya ölüm meydana gelmesi halinde doğan zararların karşılanması için takip edilen davalara verilen genel isimdir. Bu davalarda genel olarak kusurlu tarafın kusuru oranında; istisnai olarak ise kanununda kusursuz olsa dahi zararları karşılamakla yükümlü olduğu belirtilen tarafın zararın tamamını tazmin etmesi amaçlanmaktadır.

Sorumluluk ve Tazminat Hukukunda zarar gören kişi kavramı mümkün olduğunca geniş yorumlanmalıdır. Mal varlığına gelen zararlarda o malın mülkiyetini elinde bulunduran, yaralanmalarda ise bedenen veya ruhen yaralanan şahıs Tazminat Hukukunda zarar gören kişi olarak tespit edilmektedir. Ancak ölüm ile sonuçlanan somut olaylarda bu tespit yeterli değildir. Zira ölümle sonuçlanan bir trafik kazasında vefat eden kimsenin eşi, çocukları, kardeşleri, ebeveynleri ve o şahsa maddi bağlılığı olan tüm kişiler zarar gören kapsamına dahil edilmektedir.

Bu kimseler trafik kazasının sonucunda kişinin ölmesiyle uğradıkları destekten yoksun kalma bedelinin tespitini ve tazminini talep etme hakkına sahiptirler. Dolayısıyla somut olayla doğrudan bağları olmasa bile ölen kişinin yakınları da Sorumluluk ve Tazminat Hukukundan doğan davalarda taraf olma ehliyetine sahip olabilirler. Ancak uygulamada bu hukuki imkanlar bilinmediğinden, trafik kazalarında vefat edenlerin yakınları haklarından faydalanamamakta ve ilerleyen dönemlerde maddi sorunlar yaşamaktadır. Bu nedenle ölümlü trafik kazalarında mutlaka Sorumluluk ve Tazminat Hukuku alanında çalışmaları olan avukatlara danışılmasını önermekteyiz.

Yaralanmalı trafik kazaları ise dava açma hakkının aidiyeti açısından ölümlü trafik kazalarına nazaran farklılık göstermektedir. Yaralanma ile sonuçlanan trafik kazalarında yalnızca zarar gören şahıs, tedavi masraflarını ve yaralanma sonucu doğan fiziksel iş gücü kaybına bağlı tüm kayıplarını tazminat davasına konu edebilmektedir. Dolayısıyla tedavisi mümkün olmayan uzuv kayıpları, yatalak kalma veya iş göremezliğe yol açan diğer maluliyetler de tazminat tutarının hesaplanmasında önemli rol oynamaktadır. Benzer şekilde de mal varlığı kaybına sebep olan trafik kazalarında da tazminat davası açma hakkı, mal varlıklarında zarara uğrayan şahıslar ile sınırlandırılmıştır.

Suçtan Kaynaklanan Sorumluluk

Suç kavramı en basit şekilde; kanunlarda tanımlanan niteliklere sahip, manevi unsuru (Kast ve taksir) olan, hukuka aykırı fiiller olarak tanımlanmaktadır. Tanımdan da anlaşılacağı üzere suçların tamamı aynı zamanda haksız fiil niteliğindedir. Ancak haksız fiillerin tamamı Kanunlarda özel olarak düzenlenmediği için; her haksız fiilin suç teşkil edeceğini söylemek doğru olmayacaktır. Örneğin taksirle mala zarar veren kişi, bu fiil tipinin ceza kanunlarında düzenlenmemesinden ötürü, Kanunilik İlkesi gereğince suç işlemiş sayılamayacaktır. Ancak kusurlu olması ve bu kusuruyla bir başkasının hakkını ihlal etmesi sebebiyle haksız fiilin şartları oluşabilecektir.

Günlük hayatta sıkça karşılaşılan hakaret, iftira, tehdit veya basit yaralama suçları; aynı zamanda haksız fiil oluşturmaları sebebiyle Özel Hukuk davalarına da konu olabilmektedir. Bu hallerde haksız fiillere ilişkin maddi ve manevi tazminat talep usulleri aynı şekilde geçerli olmasına karşın Kanunda bir takım istisnalar da öngörülmüştür. Bu istisnaların en önemlisi, haksız fiilin aynı zamanda Kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili içermesi halinde, daha uzun süreli ceza davası zamanaşımı hükümlerinin uygulanmasıdır.

Fikri ve Sınai Hakları İhlalden Doğan Sorumluluk

Bazı durumlarda ortada fiziksel veya ruhsal anlamda bir zararın doğduğundan bahsedilemese bile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklar ile ticari itibar, müşteri portföyünün azalması veya olası kazançlardan yoksun kalma gibi sebeplerle de kusurlu olan taraftan tazminat talep edilebilmektedir. Örneğin bir müzik eserinin sahibinden izin alınmaksızın çoğaltılması halinde izinsiz kopyaların piyasaya sürülmesi şartı aranmaksızın hak sahibi tarafından Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa dayanılarak sorumlulardan tazminat talep edilebilecektir. Benzer şekilde haksız rekabet hallerinde ihlali gerçekleştiren tarafın kazancına bakılmaksızın; hakkı ihlal edilen tarafın mahrum kaldığı kar veya kaybettiği ticari itibarının karşılığı olan tazminat bedelini isteme hakkı saklıdır. Bu tür durumlarda genel olarak Sorumluluk ve Tazminat Hukuku normlarının yanı sıra tazminata konu edilen zarar ve fiilin niteliğinin ve tabi olunan özel Kanun ile hükümlerin de inceleme altına alınması gerekmektedir. Zira özel kanunlarda tazminat taleplerine ilişkin istisnai hükümler, ek şartlar ve farklı usuller belirlenebilmektedir.

Sorumluluk ve Tazminat Hukukunda tazminat hesaplaması sadece uğranılan zararların tespitini değil, davacının ekonomik durumunun da dikkate alınmasını gerektirmektedir. Bu hesaplamaların doğru ve dayanaklı bir biçimde yapılamaması halinde mümkünse resmi rayiç bedeller; bu da mümkün olmadığı takdirde asgari değerler üzerinden zarar hesaplaması yapılacak ve zarar görenlerin daha düşük miktar üzerinden tazminat alması ihtimali doğacaktır. Örneğin iş kazasından doğan tazminat hakları ile eser sözleşmesinin kusurlu şekilde ifa edilmesinden doğan tazminat hakları; talep edilme aşamasındaki usul ve esasları bakımından oldukça büyük farklılıklar gösterebilmektedir.

Antalya avukatlarından Barış Erkan Çelebi; Borçlar Hukuku, Ticaret Hukuku, Fikri Mülkiyet Hukuku, Rekabet Hukuku, İş Hukuku alanlarında devam eden ihlallerin durdurulması ve zararın tespiti, dava öncesi zararın tazmini üzere yetkili kurumlarla veya karşı tarafla görüşmelere katılma, dava açma ve takip etme, gerektiğinde bilirkişi raporlarına karşı ek beyan talebinde bulunma veya itiraz etme, aleyhe kararların istinafa götürülmesi ve mahkeme ilamlarının icraya konması konması gibi konularda hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir.

Antalya Avukatı Barış Erkan Çelebi ve onun Antalya Hukuk Bürosu, uluslararası satış sözleşmelerinin hazırlanması, gözden geçirilmesi, imzalanması, değiştirilmesi ve uygulanması için yasal hizmetler sunmaktadır.