Döviz Üzerinden Sözleşme Bedeli Belirlenmesi

Döviz Üzerinden Sözleşme Bedeli Belirlenmesi

DÖVİZ ÜZERİNDEN SÖZLEŞME BEDELİ BELİRLENMESİ:

Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun’da Yapılan 13.09.2018 Tarihli Değişiklik Ne Gibi Yenilikler Getirdi?

Av. Barış Erkan Çelebi

ÖZET

13.09.2018 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Türkiye’de yerleşik kişilerin aralarında yaptıkları bazı sözleşmelerde sözleşme bedelini ve ödemeyi döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması yasaklanmıştır. Bu sözleşmeler menkul ve gayrimenkul alım satım sözleşmeleri, taşıt ve finansal kiralama dâhil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama sözleşmesi, leasing sözleşmeleri, iş sözleşmeleri, hizmet sözleşmeleri ve eser sözleşmeleridir.

Karar 13.09.2018 tarihinden itibaren akdedilecek bu tür sözleşmelerin bedellerinin döviz üzerinden belirlenmesini yasaklamakla kalmamış, ilaveten daha önce akdedilmiş ve halen yürürlükteki sözleşmelerdeki döviz cinsinden kararlaştırılmış bedellerin de 12.10.2018 tarihine kadar Türk parası olarak yeniden belirlenmesini emretmiştir.

Ancak 13.09.2018 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararı birçok konuda yetkiyi Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bırakmış, Bakanlığın yayımladığı tebliğ ise birçok istisna ve hatta istisnalara da istisnalar getirmiştir.

Neticede, Türk hukunda hangi sözleşmelerin bedellerinin döviz üzerinden belirlenebileceği artık dikkatle incelenmesi gereken bir konu haline gelmiştir. Bu çalışmada 13.09.2018 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararı ve 06.10.2018 tarihli tebliğ kapsamında bedeli döviz üzerinden belirlenebilecek ve belirlenemeyecek sözleşme türleri kısaca incelenecektir.

I. GİRİŞ

1929 yılında Büyük Buhran olarak da bilinen ve tüm dünyada etki gösteren ekonomik kriz, yeni kurulan ve halen Osmanlı Düyunu Humumiyesi’nin borçlarını ödeyen Türkiye Cumhuriyeti’nin ekonomisini olumsuz etkilemiştir. O dönem merkez bankasının da bulunmaması nedeniyle Türk Lirası hızla değer kaybetmiş, bu değer kaybının önüne geçmek ve Türk Lirasını iç ve dış tehditlere karşı korumak için 20.02.1930 tarihinde 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun (TPKKHK) kabul edilmiştir. Kanun, özellikle ekonomik kriz, spekülasyon ve manipülasyonlara karşı Türk Lirasının değerini korumak amacıyla yürütmeye çeşitli yetkiler vermiştir.

2018 yılında Türk Lirasının birtakım iç ve dış etkenler nedeniyle aniden ve büyük oranda değer kaybetmesi üzerine Cumhurbaşkanlığı, TPKKHK’den aldığı yetkiye dayanarak 13.09.2018 tarihinde 85 numaralı Cumhurbaşkanı Kararını[1] yayımlamış, böylece 7/8/1989 tarihli ve 32 sayılı Türk parası kıymetini koruma hakkında kararın 4’üncü maddesi değiştirilmiştir.[2]

Söz konusu düzenlemenin Anayasa’ya, normlar hiyerarşisine, TPKKHK’ya ve sözleşme özgürlüğüne uygunluğu[3] bu çalışmanın kapsamı dışında olup, bu çalışmada düzenlemenin ne gibi değişiklikler getirdiği kısaca incelenecektir.

 

II. DÜZENLEME KAPSAMINA GİREN SÖZLEŞME TÜRLERİ

13.09.2018 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Türkiye’de yerleşik kişilerin aralarında yaptıkları bazı sözleşmelerde sözleşme bedelini ve ödemeyi döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması yasaklanmıştır. Bu sözleşmeler:

  1. Menkul ve gayrimenkul alım satım sözleşmeleri
  2. Taşıt ve finansal kiralama dâhil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama sözleşmesi
  3. Leasing sözleşmeleri
  4. İş sözleşmeleri
  5. Hizmet sözleşmeleri
  6. Eser sözleşmeleri

Görüldüğü üzere vekalet sözleşmeleri, avukatlık sözleşmeleri, taşıma sözleşmeleri, çarter sözleşmeleri, atipik sözleşmeler, kefalet sözleşmeleri, komisyon sözleşmeleri, kredi ve bankacılık sözleşmeleri, simsarlık sözleşmeleri ve şirketler hukuku sözleşmeleri Karar kapsamı dışında bırakılmış ve dolayısıyla döviz olarak kararlaştırılabilen sözleşmelerdendir.

Söz konusu Karar, Hazine ve Maliye Bakanlığı’na yukarıda sayılan sözleşmelere istisna getirme yetkisi tanımıştır. Dolayısıyla Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yapılacak düzenlemeler uyarınca, bazı istisnai hallerde Türkiye’de yerleşik kişiler arasında yukarıda sayılan sözleşmelerde sözleşme bedeli ve ödemeler döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olacaktır.

Kararda kendisine verilen yetkiye dayanarak Hazine ve Maliye Bakanlığı bu konuda 06.10.2018 tarihli ve 30557 sayılı Resmi Gazete’de Tebliğ[4] yayımlamıştır.

Söz konusu Tebliğde belirtilen ve bedeli döviz olarak kararlaştırılabilecek istisnaların başlıcaları aşağıdaki gibidir:

  • Yurt dışında ifa edilecek iş ve hizmet sözleşmeleri,
  • Yabancıların taraf oldukları iş ve hizmet sözleşmeleri,
  • İhracat, transit ticaret, ihracat sayılan satış ve teslimler ile döviz kazandırıcı hizmet ve faaliyetler kapsamında yapılan hizmet sözleşmeleri,
  • Türkiye’de başlayıp yurt dışında sonlanan ve yurt dışında başlayıp Türkiye’de sonlanan elektronik haberleşme ile ilgili hizmet sözleşmeleri,
  • Gemilerin inşası, tamiri ve bakımı sözleşmeleri,
  • İş makineleri ve taşıt dışındaki menkul satış sözleşmeleri (neticede iş makineleri ve taşıtların bedeli dövizle ödenemez; diğer menkul satış sözleşmeleri dövize endeksli akdedilebilir),
  • Bilişim teknolojileri kapsamında yurt dışında üretilen yazılımlara ilişkin satış sözleşmeleri ile donanım ve yazılımlara ilişkin lisans ve hizmet sözleşmeleri,
  • Gemilerin finansal kiralama (leasing) sözleşmeleri.

Görüldüğü üzere özellikle sözleşmede veya sözleşmeyi ilgilendiren piyasada yabancılık unsuru olduğu hallerde istisnalar devreye girmekte ve bu sözleşmelerin bedelleri döviz üzerinden kararlaştırılabilmektedir.

 

III. DÜZENLEME KAPSAMINA GİREN SÖZLEŞMELERİN TARAFLARI

85 numaralı Cumhurbaşkanı Kararı, “Türkiye’de yerleşik kişilerin…” ifadesiyle bir sınırlama yaparak, yukarıda anılan sözleşmelerin yalnızca Türkiye’de yerleşik kişiler arasında akdedildiği takdirde Karar kapsamına almıştır. Dolayısıyla taraflardan biri ya da birkaçı Türkiye’de yerleşik değilse sözleşme türü ne olursa olsun sözleşme bedeli ve ödeme döviz olarak belirtilebilecektir. “Türkiye’de yerleşik kişilerin…” ifadesinden kasıt ise tüzel kişilerde şirket merkezinin, şahıslarda ise yerleşim yeri adresi adresinin Türkiye’de olmasıdır.[5] Dolayısıyla Türk kanunlarına göre kurulmuş tüm şirketler Türkiye’de yerleşik sayılacaktır.

Şahıslarda ise kayıtlı ikamet adresi Türkiye’de yerleşikliğe bir karine olacak, ancak yerleşim yerinin belirlenmesinde şekli değil maddi gerçeklik, yani yerleşme niyetiyle oturulan yer esas olduğu için aksi ispat edilebecektir.[6] Bu kapsamda, ikamet ya da çalışma izni ve kayıtlı Türkiye ikamet adresi olmadan Türkiye’de bulunan yabancıların “Türkiye’de yerleşik” olmadıkları karine kabul edilmelidir. Kaldı ki, Türkiye’de yerleşik olsa dahi yabancıların taraf oldukları iş ve hizmet sözleşmeleri her halükarda istisna kapsamına alınmış ve bedeli döviz üzerinden kararlaştırılabilir sözleşmelerdir.

IV. YÜRÜRLÜKTEKİ SÖZLEŞMELERİN BEDELLERİNİN YENİDEN BELİRLENMESİ

85 numaralı Cumhurbaşkanı Kararı, TPKKHK’ya Geçici 8. maddeyi ekleyerek, daha önce akdedilmiş ve halen yürürlükteki sözleşmelerdeki döviz cinsinden kararlaştırılmış bedellerin de 12.10.2018 tarihine kadar Türk parası olarak yeniden belirlenmesini emretmiştir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, bu belirleme TBK m.133 anlamında bir borcun yenilenmesi değildir, sadece sözleşmenin bedele ilişkin kaydının bir kısmının değitirilmesidir.[7]

Tarafların kanunun bu hükmünü uygularken sözleşme bedeliyle ilgili bir mutabakata varamaması halinde ne olacağı ise 06.10.2018 tarihli Tebliğ’de m.8/24’te belirtilmiştir. Söz konusu maddeye göre taraflar mutabakata varamazsa, döviz olarak belirtilmiş sözleşme bedeli önce 02.01.2018 tarihindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden TL’ye çevrilecek, daha sonra bu tutara 02.01.2018 tarihinden bedellerin yenilendiği tarihe kadar TÜFE işletilerek yeni sözleşme bedeli bulunacaktır.

Konut ve çatılı kira sözleşmeleri için ise yine aynı hesap şekli benimsenmiş, ancak bu şekilde 02.01.2018 tarihli kur ve TÜFE üzerinden hesaplanan kira bedelinin geçerlilik süresi 2 yıl ile sınırlı tutulmuştur, daha sonra ne olacağı ise belirtilmemiştir. Kanaatimce buradan çıkan anlam, taraflar 2 yıllık sürenin sonunda kira bedelinde yine mutabakata varamazsa artık kira bedelinin TÜFE üzerinden artırılarak hesaplanması değil, TBK m.344/3 uyarınca kiralananın durumu ve emsal kira bedelleri göz önünde tutularak kira bedelinin hakkaniyete uygun biçimde hakim tarafından belirlenmesi söz konusu olacaktır.

 

V. SONUÇ

Neticede, 13.09.2018 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı uyarınca, kural olarak Türkiye’de yerleşik kişiler arasında kurulan menkul ve gayrimenkul alım satım sözleşmeleri, taşıt ve finansal kiralama dâhil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama sözleşmesi, leasing sözleşmeleri, iş sözleşmeleri, hizmet sözleşmeleri ve eser sözleşmelerinin bedelleri döviz üzerinde belirlenemez ve ödemeler döviz üzerinden yapılamaz. Ancak bu genel kurala birçok istisna getirme yetkisi Bakanlığa verilmiş olup, Bakanlık da yayımladığı 06.10.2018 tarihli Tebliğ pek çok istisna getirmiştir.

Sonuç olarak tüm istisnalar birlikte değerlendirildiğinde 85 numaralı Cumhurbaşkanı Kararı’nın asıl olarak Türkiyede ikamet eden Türk ve yabancı kişiler arasındaki taşınmaz ve araçların satış ve kiralama sözleşmelerini kapsadığı görülmektedir. Türkiye’de ikamet etme amacıyla ilk defa taşınmaz satın alan yabancılar ise satış tarihinde henüz Türkiye’de yerleşik olmayacakları için bu sözleşmeler Karar kapsamına girmeyecek ve taşınmazlar döviz üzerinden satılabilecektir.

 

[1] Türk Parası Kıymetini Korumu Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar (Karar Sayısı: 85)

[2] Bkz. 13.09.2018 tarihli ve 30534 sayılı Resmi Gazete.

[3] Bu konudaki detaylı tartışma için bkz. DOĞRUL, Sefa, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar’ın 4/g ve Geçici 8. Maddelerinin Anayasa’ya Aykırılık Sorunu, BATİDER, Haziran 2019, C.35, S.2.

[4] TÜRK PARASI KIYMETİNİ KORUMA HAKKINDA 32 SAYILI KARARA İLİŞKİN TEBLİĞ (TEBLİĞ NO: 2008-32/34)’DE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ (TEBLİĞ NO: 2018-32/51)

[5] İMAMOĞLU, Başak Şit, Yabancı Para Üzerinden Sözleşme Akdetme Özgürlüğünün Sınırlandırılmasına İlişkin 12 Eylül 2018 Tarihli Cumhurbaşkanı Kararı Hakkında Bir Değerlendirme, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü, Eylül 2018, C. 34, S.3, s.155.

[6] PEKCANITEZ, Hakan, Medeni Usul Hukuku, 2018, C.1, s.270-271.

[7] İMAMOĞLU, s.155.