Deniz Ticareti Sözleşmelerinde Tahkim Şartının Geçerliliği

Deniz Ticareti | Antalya Avukat

Deniz Ticareti Sözleşmelerinde Tahkim Şartının Geçerliliği

I) TAHKİM ŞARTI VEYA SÖZLEŞMESİNİN GEÇERLİLİK ŞARTLARINA GENEL BAKIŞ

Tahkim sözleşmesi, tarafların,  sözleşmenin ait olduğu maddi hukuk anlaşmasından doğmuş veya ileride doğacak sorunların çözümü için devlet mahkemeleri yerine tahkime gitmeyi karşılıklı kabul ve taahhüt etmeleridir[1].

4686 Sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 4. Maddesinde tahkim anlaşmasının tanımı, “tarafların, sözleşmeden kaynaklansın veya kaynaklanmasın aralarında mevcut bir hukukî ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tümünün veya bazılarının tahkim yoluyla çözülmesi konusunda yaptıkları” anlaşma şeklinde yapılmıştır. İlgili madde uyarınca tahkim anlaşması, asıl sözleşmeye konan bir tahkim şartı ile yapılabileceği gibi müstakil bir sözleşme şeklinde de yapılabilir.

Bu tanıma göre taraflar arasındaki tahkim anlaşmasının kurucu unsurları;

  1. a) Taraflar arasında mevcut bir hukuki ilişki olması ve
  2. b) Bu hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tahkim yolu ile çözülmesine yönelik karşılıklı irade beyanıdır.

Bu tanımdan çıkacak negatif anlam, tahkime konu hukuki ilişkinin henüz doğmamış olması halinde, örneğin iki tarafın, henüz akdetmedikleri ve ilerde akdedebilecekleri tüm sözleşmelerin tahkim çözüm yoluna tabi olacağına yönelik bir anlaşma geçerli bir tahkim anlaşması sayılmayacaktır.

Aynı şekilde geçerli bir tahkim anlaşmasından bahsedebilmek için sözleşmede tarafların tahkime gitme iradesinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açık ve kesin olması gerekmektedir[2]. Bu nedenle, uyuşmazlığın hem tahkim hem de devlet mahkemelerinde çözümlenebileceğine yönelik anlaşmalar geçersizdir[3].

Kanun’un 4. Maddesinin 2. Fıkrası uyarınca tahkim anlaşmasının geçerlilik şartı yazılı olmasıdır. Ancak maddenin “Yazılı şekil şartının yerine getirilmiş sayılması için, tahkim anlaşmasının taraflarca imzalanmış yazılı bir belgeye veya taraflar arasında teati edilen mektup, telgraf, teleks, faks gibi bir iletişim aracına veya elektronik ortama geçirilmiş olması ya da dava dilekçesinde yazılı bir tahkim anlaşmasının varlığının iddia edilmesine davalının verdiği cevap dilekçesinde itiraz edilmemiş olması gerekir. Asıl sözleşmenin bir parçası hâline getirilmek amacıyla tahkim şartı içeren bir belgeye yollama yapılması hâlinde de geçerli bir tahkim anlaşması yapılmış sayılır.” Hükmünden de anlaşılacağı üzere yazılılık koşulunun gerçekleşmesi için imza şartı aranmamakta, tahkim iradesini yansıtır herhangi bir yazılı belgenin taraflar arasında teati edilmesi yani karşılıklı alınıp verilmesi yeterli görülmektedir[4]. Aynı şekilde, taraflar arasında imzalı asıl sözleşmenin eki yapılmak veya atıf yapılmak suretiyle, tahkim kaydı içeren muayyen belge, kural, kod, genel işlem şartları veya standart sözleşmeler asıl sözleşmeye dahil edilmesi tahkim anlaşmasının yapılması için yeterlidir[5].

MTK’nın 4. Maddesi hükmünde düzenlenen tahkim geçerlilik şartları, Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki New York Sözleşmesi’nde düzenlenen tahkim şartları ve ilgili hükümler ile de uyumludur[6]. Zira MTK düzenlenirken New York Sözleşmesi hükümleri ile uyum gözetilmiştir.

 

II) NAVLUN SÖZLEŞMELERİNDE TAHKİM ŞARTININ GEÇERLİLİĞİ

A. Navlun Sözleşmesinde Düzenlenen Tahkim Şartının Taraflar Açısından Bağlayıcılığı

Navlun sözleşmesi kısaca, taraflardan birinin (taşıyan), navlun karşılığında deniz yolu ile eşya taşımayı, diğer tarafın (taşıtan) navlun ödemeyi üstlendiği sözleşmedir[7]. Navlun sözleşmelerinde yabancılık unsuruna sık rastlandığı için, uyuşmazlığın, tarafların tabi oldukları devletlerin mahkemeleri yerine daha tarafsız ve alanında uzman tahkim hakemlerince çözümlenmesi amacıyla sık sık tahkim şartlarıyla karşılaşılmaktadır.

Navlun sözleşmesi, yolculuk çarteri sözleşmesi ve kırkambar sözleşmesi olarak ikiye ayrılmaktadır. Yolculuk çarteri sözleşmelerinde taşıyan, navlun karşılığında, geminin tamamını, bir kısmını veya belirli bir yerini taşıtana tahsis ederek denizde eşya taşımayı üstlenmektedir[8]. Kırkambar sözleşmelerinde ise geminin tahsis işlemi olmaksızın taşıyan denizde eşya taşımayı üstlenmektedir. Bu iki navlun türü arasındaki en önemli farklardan birisi, yolculuk çarterlerinde TTK m.1139 uyarınca taraflardan her biri, masraflarını ödemek şartıyla sözleşme şartlarının yazılı hale getirilmesini, başka bir deyişle yolculuk çarter partisi düzenlenmesini talep edebilir. Kırkambar sözleşmelerinde ise tarafların böyle bir talep hakkı olmayıp, deniz ticareti uygulamasında kesilen navlun faturası ve düzenlenen deniz taşıma senetleri, sözlü yapılan navlun sözleşmesinin varlığını ve şartlarını ortaya koymaktadır.

Dolayısıyla navlun sözleşmesinde tahkim şartına genelde yolculuk çarteri sözleşmelerinde rastlanmaktadır. Ancak ticari hayatta, ticari ilişkiler içinde olan tacirler her ticari işlem için sözleşme şartları müzakare etmek yerine, ekonomik ve pazarlık gücü yüksek olan tacirin, birden fazla işlemde kullanmak amaçlı ve daha önceden hazırladığı matbu şartların diğer tarafça kabul edilmesi şeklinde navlun sözleşmeleri kurulmaktadır. Genel işlem şartları da denilen bu tip şart ve hükümlerin tahkim şartı içermesi durumunda da tahkim şartının geçerliliği tartışma konusu haline gelecektir[9]. Deniz ticareti uygulamasında tahkim şartı içeren genel işlem şartları asıl sözleşmenin içinde yer alabilirken, çoğu zaman asıl sözleşmeden bağımsız ve tahkim şartı içeren bir matbu kurallar bütününe asıl sözleşmede yapılan bir atıf ile de asıl sözleşmenin tahkime tabi olacağı kararlaştırılabilmektedir[10]. Aynı şekilde ticari hayatın gerekliliklerinden dolayı, navlun sözleşmesinin tarafları her sözleşme için bir araya gelerek ıslak imza atmak yerine, bir tarafın bilgisayar ortamında hazırladığı ve imzasız “Recap of Fixture” denilen metnin e-posta vb. elektronik ortamda diğer tarafa gönderilmesi ve diğer tarafın da yine elektronik ortamda kabul beyanını iletmesiyle navlun sözleşmesi akdetmeyi tercih etmektedirler.

O halde irdelenmesi gereken ilk sorun, navlun sözleşmesindeki tahkim şartının, genel işlem şartları açısından ve çarter parti yerine “Recap of Fixture” hazırlanması açısından taraflar arasında bağlayıcılığıdır.

Doktrinde Cemal Şanlı’nın da açıkladığı üzere[11], MTK’nın 4. Maddesinin 2. Fıkrasında tahkim sözleşmesinin geçerlilik şartı olarak ıslak imza aranmaması ve “…taraflar arasında teati edilen mektup, telgraf, teleks, faks gibi bir iletişim aracına veya elektronik ortama geçirilmiş olması…”nın yeterli görülmesi nedeniyle taraflar arasında elektronik ortamda ve imzasız teati edilen yazışmalardaki tahkim şartı da geçerli olacaktır. Bu nedenle recap of fixture belgelerindeki tahkim şartlarının geçerliliğini kabul etmek gerekir. Recap of fixture belgesinin yolculuk çarteri sözleşmesi olarak geçerli olup olmadığı hususu ise, tahkim sözleşmesinin asıl sözleşmeden bağımsızlığı ilkesi[12] (MTK m.4) uyarınca tahkim şartının geçerliliğini etkilemeyen ayrı bir tartışma konusudur.

Aynı şekilde, MTK’nın 4. Maddesinin 2. Fıkrasının “…tahkim kaydı içeren muayyen belge, kural, kod, genel işlem şartları veya standart sözleşmeler asıl sözleşmeye dahil edilmesi…”nin de tahkim sözleşmesinin geçerliliği açısından yeterli görüleğine hükmetmesi nedeniyle, tarafların genel işlem şartlar içindeki tahkim şartını bildikleri ve sözleşmeden doğmuş veya doğacak ihtilafları bilinçli olarak hakem mahkemesine sundukları kabul edilecek ve tahkim şartı geçerliliğini koruyacaktır[13].

Yargıtay da yerleşik içtihatında[14], çarter partide, çarter partinin genel işlem şartlarında veya recap of fixture’da düzenlenen tahkim şartının geçerliliğine ve tahkim şartına rağmen devlet mahkemelerinde açılmış davalarda tahkim şartı nedeniyle görevsizlik kararı verilmesinin gerekliliğine hükmetmektedir. Bu konuda, genel işlem şartlarının asıl sözleşme içinde olması ile asıl sözleşmede yapılacak bir atıf yoluyla sözleşmeden bağımsız bir kurallar bütününde belirtilen tahkim şartının sözleşmeye dahil edilmesi arasında Yargıtay’ın yerleşik içtihatları[15] açısından bir fark bulunmamaktadır.

Cemal Şanlı’ya göre ise, asıl sözleşmeden bağımsız bir genel şartlar bütününe yapılan atfın içerisinde tahkim iradesinin mevcudiyeti gerekmekte, bu şekilde tahkim iradesini özel olarak belirtmeyen genel atıfların ise tahkim şartını kapsamayacağının ve maddi hukuk karakterli genel işlem şartları hükümlerine tabi olacağının kabulü gerekmektedir[16]. Şanlı’ya göre, genel şartlara yapılan atfın özel bir tahkim iradesi içermemesine rağmen yeterli sayılması, tarafların tahkime gitme iradesini tahkim sözleşmesinin kurucu unsuru MTK m.4/1 hükmüne aykırı olacaktır.

Türk hukukunda durum böyle olmakla birlikte, sözleşmenin tabi olacağı hukukun başka bir devlet hukuku seçildiği veya kendiliğinden o hukuka tabi olduğu durumlarda, genel işlem şartlarına ilişkin olası problemleri baştan engellemek adına, genel işlem şartı içeren belgeye çarter partide yapılan atıfta tahkim şartının bilhassa belirtilmesi faydalı olacaktır[17]. Aynı şekilde, tahkim şartı içeren genel işlem şartları eğer çarter parti metni içindeyse, çarter partinin somut olaya uyarlanması için doldurulacak kısmında tekrar tahkim şartının belirtilmesi veya genel işlem şartlarına atıf yapılması faydalı olacaktır.

B. Navlun Sözleşmesinde Düzenlenen Tahkim Şartının 3. Kişiler Açısından Bağlayıcılığı

         a. Gönderilen Açısından

Navlun sözleşmesinin asıl tarafları, yük taşımayı taahhüt eden “taşıyan” ve navlun ödemeyi taahhüt eden “taşıtan”dır. Bunun dışında navlun sözleşmesine taraf olmayan “ilgililer” ise “yükleten” ve “gönderilen”dir.

Yükleten, navlun sözleşmesine dayanarak, taşınacak malı gemiye getiren yahut taşıyana teslim eden, taşıyana karşı taşıtanın bir nevi temsilcisi durumunda olan kimsedir[18].

Gönderilen ise, varma limanında yükü teslim alma yetkisine sahip kişidir. TTK m.1228/3 fıkrası uyarınca gönderilen konişmentoda belirtilebileceği gibi, belirtilmediği hallerde de taşıtan tarafından konişmentonun 3. Kişilere devredilmesiyle de gönderilen sıfatı edinilebilir.

Navlun sözleşmesi, TTK m.1237/2 fıkrası uyarınca taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkileri düzenlemektedir. Gönderilen ile taşıyan arasındaki hukuki ilişki ise TTK m.1237/1 fıkrası uyarınca kural olarak konişmentoya tabidir. Dolayısıyla gönderilen, navlun sözleşmesine, yani çarter partiye karşı 3. Kişi konumundadır.

O halde irdelenmesi gereken sorun, navlun sözleşmesinde taraflar arasında geçerli bir takim şartının gönderileni bağlayıp bağlamayacağıdır.

Doktrinde[19] ,Yargıtay içtihatlarında[20] ve İngiliz hukukunda[21] kabul edilen görüş, her ne kadar gönderilen navlun sözleşmesine ve oradaki tahkim şartına taraf olmasa da, konişmentoda “çarter parti ile birlikte kullanılacağı” (To be used with charter parties) veya “bütün diğer şartlar Charter party’deki gibidir” (all other conditions as charter party) vb. bir atıfla navlun sözleşmesine yapılan bir göndermenin, konişmentodaki kayıtlarla bağlı gönderileni navlun sözleşmesindeki tahkim şartı ile bağlayacağıdır. Gerçekten de deniz ticareti uygulamasında, konişmentoya konulan ve navlun sözleşmesine yapılan atıflarla gönderilen de tahkim şartı ile bağlanmaktadır.

Ancak Yargıtay’ın bir emsal kararında[22], konişmentoda çarter partiye yapılan atıfta “kesin, açık ve tereddütsüz bir tahkim şartı bulunmadığı gibi konişmentoda açık ve kesin şekilde tarihi belirtilmek suretiyle çarter partiye yapılan bir atfın bulunmaması” halinde tahkim itirazının reddedileceğine karar verilmiş, böylece çarter partiye yapılan atfı genel işlem şartlarından saymıştır.

         b. Tahkim Şartının 3. Kişilere Teşmili

Navlun sözleşmesindeki tahkim şartının 3. Kişiler açısından geçerliliğine ilişkin incelenmesi gereken bir diğer husus ise, sözleşmenin taraflarından birinin haklarını alacağın temliki hükümleri uyarınca veya sigortacının halefiyeti hükümlerince devralan 3. Kişilerin tahkim şartı ile bağlı olup olmadığı sorunudur.

Öncelikle, TTK’nın 1472. Maddesi uyarınca ödeme yaptığı sigortalının halefi olan sigortacının halefiyetinden kastelinden de Borçlar Kanunu’ndaki alacağın temliki hükümlerindeki halefiyet  olacağı için her iki sorunun da yanıtı, alacağın temliki hükümlerinin incelenmesiyle bulunacaktır.

Alacağın devri hükümleri TBK’nın 5. Bölümünün 1. Ayrımında düzenlenmiştir. TBK m.189 uyarınca “Alacağın devri ile devredenin kişiliğine özgü olanlar dışındaki öncelik hakları ve bağlı haklar da devralana geçer.”Doktrinde[23] ,Yargıtay içtihatlarında[24] ve Fransız Yargıtay kararlarında[25] kabul edilen görüş de, tarafların haleflerinin tahkim şartı ile bağlı olacağıdır.

Gerçekten de, alacaklının borçluya karşı alacağını ileri sürmesi bir tahkim şartına bağlanmışsa, alacaklının halefinin o tahkim şartından muaf olması başta tarafların iradesine, hakkaniyete ve tahkimin bağlayıcılığına aykırı olacaktır. Bu nedenle navlun sözleşmelerindeki tahkim şartlarının, tarafların halefleri açısından da geçerli ve bağlayıcı olacağının kabulü yerindedir.

 

         C. Konişmentoda Düzenlenen Tahkim Şartının Taraflar Açısından Bağlayıcılığı

Yukarıda da belirtildiği üzere TTK m.1237/1 fıkrası uyarınca taşıyan ve gönderilen arasındaki hukuki ilişki konişmentoya tabidir. Bu nedenle, konişmentoda düzenlenen tahkim şartının konişmentonun tarafları gönderilen ve taşıyan açısından geçerli olacağı kabul edilir[26].

Tahkim şartının halefler açısından bağlayıcılığına ilişkin yukarıda yapılan açıklamalar ise konişmentoda düzenlenen tahkim şartı açısından da geçerlidir.

Ancak Yargıtay bazı içtihatlarında[27], gemi üzerinde rehin hakkının tesisine ilişkin davalarda tahkim şartına rağmen davaya Türk Mahkemelerinin bakacağına karar vermiştir. Aynı şekilde bir kararında[28] tahkim şartına rağmen tahkim itirazının dikkate alınmadığı yerel mahkeme kararının onandığı görülmüştür.

Hal böyle olmakla birlikte, Yargıtay’ın özellikle son senelerdeki istikrarlı içtihatlarında tahkimi benimseyen ve tahkim şartı itirazlarını dikkate alan bir tutum içinde olduğunu belirtmek gerekir.

 

KAYNAKÇA

LIELBARDES,Sandra, The İncorporation Of A Charterparty Arbitration Clause İn The Bill Of Lading: Binding Effect Of Contract Without Consent, Lund Üniversitesi Yüksek Lisans Tezi.

ŞANLI, Cemal, Uluslararası Ticari Akitlerin Hazırlanması ve Uyuşmazlıkların Çözüm Yolları, İstanbul 2016.

ŞANLI, Cemal, Konişmentonun Devri, Alacağın Temliki Ve “Perdeyi Kaldırma Teorisi” Uygulamasında Sözleşmede Yer Alan Tahkim Şartının Konişmentoyu Devralan, Alacağı Temellük Eden Ve Perdenin Arkasında Kalan Bakımından Geçerliliği Sorunu, Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Özel Hukuk Bülteni, Cilt 37 – Sayı 1 – Haziran 2017.

ULUOCAK, Nihal, Milletlerarası Tahkim Şartının Alacağın Temkili İle İntikali-Fransız İçtihadı, Prof. Dr. Aysel Çelikel’e Armağan, 1999-2000, C.19.

YAZICIOĞLU, Emine, Deniz Ticareti Hukuku, Cilt 1, İstanbul 2014

 

[1] ŞANLI, Cemal, Uluslararası Ticari Akitlerin Hazırlanması ve Uyuşmazlıkların Çözüm Yolları, İstanbul 2016, s.326

[2] ŞANLI, s.416

[3] Bu konuda bkz. ŞANLI, s.416; Yarg. 11. HD, 15.02.2011, E.2009/3257, K.2011/1675, https://www.sinerjimevzuat.com.tr (erişim tarihi 01.01.2018)

[4] ŞANLI, s.323,324.

[5] ŞANLI, s.324

[6] ŞANLI, s.411

[7] YAZICIOĞLU, Emine, Deniz Ticareti Hukuku, Cilt 1, İstanbul 2014, s.155.

[8] YAZICIOĞLU, s.158.

[9] Detaylı bilgi için bkz: ŞANLI, s.418

[10] Detaylı bilgi için bkz: ŞANLI, Cemal, Konişmentonun Devri, Alacağın Temliki Ve “Perdeyi Kaldırma Teorisi” Uygulamasında Sözleşmede Yer Alan Tahkim Şartının Konişmentoyu Devralan, Alacağı Temellük Eden Ve Perdenin Arkasında Kalan Bakımından Geçerliliği Sorunu, Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Özel Hukuk Bülteni, Cilt 37 – Sayı 1 – Haziran 2017, s.773 http://www.journals.istanbul.edu.tr/iumhmohb/article/view/1019002964/1019002562 (erişim tarihi 01.01.2018) (kısaca “Konişmentonun Devri”)

[11] ŞANLI, s.419-420.

[12] Detaylı bilgi için BKZ. ŞANLI, s.326.

[13] ŞANLI, s.419

[14] Yarg. 11. HD. 12.01.2017, E. 2015/ 12971, K. 2017 / 240; Yarg. 11. HD. 26.11.2014, E.2014/ 17444, K. 2014/18405; Yarg. 11. HD. 18.04.2013, E.2012/ 6961, K. 2013 / 7612.

[15] Yarg. 11. HD. 13.06.2005, E. 2004/ 9458 K. 2005 / 6114; Yarg. 11. HD. 12.01.2017, E. 2015/ 12971, K. 2017 / 240.

[16] ŞANLI, Konişmentonun Devri, s.774.

[17] ŞANLI, s.420.

[18] YAZICIOĞLU, s.157.

[19] ŞANLI, Konişmentonun Devri, s.775-776.

[20] Yarg. 11. HD. 12.01.2017, E. 2015/ 12971, K. 2017 / 240; Yarg. 11. HD. 13.06.2016, E. 2015/ 11168 K.2016 / 6547; Yarg. 11. HD. 16.09.2015, E. 2015/ 7064, K.2015 / 9348.

[21]The “Delos” (2001), The Siboti (2003), The “Epsilon Rosa” (2003), The “Ythan” (2007), The “Skier Star” (2008), The “Kallang” (No 2) (2008), The “Duden” (2008), The “Wadi Sudr”(2009) İngiliz Yüksek Mahkemesi kararları incelemesi için bkz: LIELBARDES,Sandra, The İncorporation Of A Charterparty Arbitration Clause İn The Bill Of Lading: Binding Effect Of Contract Without Consent, Lund Üniversitesi Yüksek Lisans Tezi, s.31-37, http://lup.lub.lu.se/luur/download?func=downloadFile&recordOId=1698465&fileOId=1698466 (erişim tarihi 01.01.2018); ayrıca bkz. ŞANLI, Konişmentonun Devri, s.777.

[22] Yarg. 11. HD. 19.11.2014, E. 2013/ 15039 K.2014 / 17925.

[23] ŞANLI, Konişmentonun Devri, s.783.

[24] Yarg. 11. HD. 04.02.2015, E. 2014/ 15065 K. 2015 / 1246; Yarg. 11. HD. 13.06.2005, E. 2004/ 9458 K. 2005 / 6114.

[25] ULUOCAK, Nihal, Milletlerarası Tahkim Şartının Alacağın Temkili İle İntikali-Fransız İçtihadı, Prof. Dr. Aysel Çelikel’e Armağan, 1999-2000, C.19, S.1-2, s.991-1002,  http://www.journals.istanbul.edu.tr/iumhmohb/article/view/1019003349 (erişim tarihi 01.01.2018).

[26] Yarg. 11. HD. 10.04.2017, E. 2015/ 14089 K. 2017 / 1988; Yarg. 11. HD. 10.11.2016, E. 2016/ 10496 K. 2016 / 8732; Yarg. 11. HD. 26.09.2016, E.2016/ 8058 K. 2016 / 7446.

[27] Yarg. 11. HD. 17.09.2014, E.2014/ 4229 K. 2014 / 13934; Yarg. 11. HD. 25.03.2014, E. 2012/ 19060 K. 2014 / 5829.

[28] Yarg. 11. HD. 26.11.2014, E.2014/ 5680 K.2014 / 18451.