Deniz Hukukunda Gemi İpoteği

Deniz Hukukunda Gemi İpoteği

Deniz Hukukunda Gemi İpoteği

Av. Barış Erkan Çelebi

I. GİRİŞ

Gemilerin ticari değeri ve deniz hukukunun temel süjesi olması onları ekonomik hayatın önemli bir unsuru haline getirmiştir. Öte yandan geminin yüksek ekonomik değeri nedeniyle kredi olmadan gemi edinmek hemen hemen imkânsızdır. Bugün neredeyse bütün gemi alımları ve inşaları kredi tesis etmek suretiyle gerçekleştirilmektedir. Kredi nasıl iş hayatının vazgeçilmez unsuru ise ipotek de kredi tesisinde başlıca unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. İşte bu kredi işlemi bakımından alacaklının bu kredi için başvurabileceği en değerli teminat gemidir. Bu sebeple alacağa karşılık geminin teminat gösterilmesi oldukça yaygın bir uygulamadır.

Hukukumuzda alacağın teminatı teşkil etmesi bakımından sicile kayıtlı gemi üzerinde tescil edilebilecek güvence olarak gemi ipoteği öngörülmüştür. Nitekim 6102 saylı Türk Ticaret Kanunu’nun 1014. maddesinin 1. fıkrası “Bir alacağı teminat altına almak için gemi üzerinde ipotek kurulabilir.” düzenlemesi ile gemi ipoteği yasal zemine oturtulmuştur. Bu anlamda gemi ipoteği sicile kayıtlı bir gemi ya da gemi payı üzerinde tesis olunan ve alacaklıya gemiyi veya payı paraya çevirterek alacağını öncelikle alma yetkisi veren aynî bir hak olarak tanımlanabilir. Dolayısıyla gemi ipoteği alacaklıya alacağını geminin bedelinden alma yetkisi verir.

Borçlu borcunu ödemezse ipotek konusu gemi satılarak alacaklının alacağı satış bedelinden ödenir. TTK’da alacaklının hakları alacağın muaccel olmasından önce ve alacağın muaccel olmasından sonraki safhaya ilişkin olarak ayrı ayrı düzenlenmiştir. Bu çerçevede ipotekli alacaklı, alacağı muaccel hale gelip de ödenmediği takdirde gemi ve ipoteğin kapsamına giren değerler üzerinden alacağını tahsil eder. Hiç şüphesiz alacaklının alacağı tahsil yöntemi cebri icra yani ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapmak suretiyle alacağın elde edilmesidir.

Bu çalışmada gemi ipoteğinin konusu, kapsamı ve ipotekli gemilerin ipoteğin cebri icra yoluyla paraya çevrilmesi ele alınmıştır.

II. GENEL OLARAK GEMİ İPOTEĞİNİN TANIMI VE TESİSİ

Gemi, kendiliğinden hareket etme imkânı bulunmasa da suda hareket etmesini gerektiren bir amaç için tahsis edilen, yüzme özelliği bulunan ve pek küçük olmayan araç olarak kanunda tanımlanmıştır.

Gemi ipoteği ise, sicile kayıtlı bir gemi ya da gemi payı üzerinde tesis olunan ve alacaklıya gemiyi veya payı paraya çevirterek alacağını öncelikle alma yetkisi veren aynî bir hak olarak tanımlanabilir[1]. Bu anlamda ipotek alacaklıya ipotekli gemiden alacağını öncelikle alma hakkı verir. Gemi ipoteği niteliği itibariyle temin ettiği alacağa bağlı (fer’î) bir ayni haktır[2]. Alacağın takas, ibra, yenileme vs. gibi nedenlerle ortadan kalkması halinde ipotek hakkı da sona erer (TTK m. 1044)[3].

Sicile kayıtlı gemilerde sözleşmeye dayalı gemi rehni sadece gemi ipoteği yoluyla kurulabilir (TTK m. 1015)[4]. İpoteğin tesisi için tescil işleminin gerçekleşmesi bir zorunluluk olarak görülmektedir. Ancak ipoteğin tescilinden önce taraflar arasında bir anlaşma (ipotek anlaşması) yapılması gerekmektedir. Söz konusu anlaşma borçlandırıcı işlem niteliğindedir. Bu anlaşma ile ipotek borçlusu, lehine ipotek tesis edilecek olan alacaklıya karşı, söz konusu geminin üzerinde ipotek tesis etme taahhüdünde bulunur; buna karşılık alacaklı da bu taahhüde dayanarak borçlu malike karşı ipoteğin kurulması hususunda bir nisbi hak elde etmiş olur. Nisbî hak tesis eden bu ipotek anlaşmasının kurulması için geçerlilik şartları, anlaşmanın yazılı şekilde yapılması ve tarafların imzalarının noterden tasdik edilmiş olması yahut noter tasdiki yerine bu anlaşmanın doğrudan gemi sicil müdürlüğünde de yapılmasıdır (TTK m. 1015/2).

İpoteğin tesisi, ipotek anlaşmasının sicile tescili ile gerçekleşir. Bu anlamda tescil işlemi kurucu niteliktedir[5]. Aynı zamanda, yabancı bir ülkede iktisap edilip Türkiye’de tescili yapılmamış bir gemi üzerinde yerel Türk konsolosluğundan alınacak bir bayrak şahadetnamesine şerh verilmek suretiyle de gemi ipoteği tesis edilebilir. Bu şerh tescil hükmünde olacaktır.

Öte yandan TTK m. 1015/6 hükmünde hamiline yazılı bir tahvile bağlı alacağı teminat altına almak amacıyla gemi ipoteği kurulması için malikin sicil müdürlüğüne beyanda bulunmasının ve sicile tescilin yeterli olduğu hükme bağlanmıştır.

III. GEMİ İPOTEĞİNİN KONUSU

Hukukumuz bakımından gemi ipoteği sicile kayıtlı gemi, sicile kayıtlı yapı halindeki gemi veya bu tür gemilerdeki paylar bakımından söz konusu olur[6]. Dolayısıyla bu sayılanlar dışında sözgelimi gemi payı üzerindeki intifa hakkının gemi ipoteğine konu olması mümkün değildir.

6102 sayılı TTK’nın 931. maddesinde gemiler, kendiliğinden hareket etme imkânı bulunmasa da suda hareket etmesini gerektiren bir amaç için tahsis edilen, yüzme özelliği bulunan ve pek küçük olmayan araç olarak tanımlanmıştır. 6102 sayılı TTK’dan önce geminin taşınır eşya olup olmadığı konusu doktrinde tartışmalıydı[7]. Ancak 6102 sayılı TTK’nın  “Sicile kayıtlı olup olmadıklarına bakılmaksızın bütün gemiler bu Kanunun ve diğer kanunların uygulanmasında taşınır eşyadandır.” şeklinde getirilen 936. maddesi hükmü ile gemilerin hukuki niteliği bakımından eski kanun döneminde yaşanan tereddütler ortadan kalkmıştır. Bu anlamda gemi hukuki niteliği itibariyle taşınır eşyadan sayılmaktadır.

Geminin taşınır mal olma özelliği itibariyle rehin konusu olması bakımından da taşınır rehnine ilişkin hükümlere tabi olması gerekirdi. Ancak geminin taşınırlar gibi rehnedilmesi halinde iki önemli sakınca ortaya çıkmaktadır. Bunlardan ilki, taşınır rehninin teslime bağlı olmasının geminin deniz ticaretinde kullanılmasına engel teşkil etmesidir. Gerçekten de rehin konusu geminin alacaklıya teslimi halinde borçlu donatan elinde gemi olmayınca gemiyi işletemeyecek, deniz ticaretinde kullanamayacaktır. İkincisi de, geminin alacaklıya teslimi halinde alacaklı gemiyi muhafaza etmek için pek çok masrafa ve külfete katlanmak zorunda kalacaktır[8]. İşte bu gibi sakıncaları önleme amacıyla kanunumuz sicile kayıtlı gemiler bakımından teslim mecburiyeti olmadan gemi üzerinde ipotek tesisine imkân tanımıştır.

Gemi ipoteği inşası tamamlanmış bir gemi üzerinde tesis edilebileceği gibi yapı halindeki bir gemi üzerinde de tesis edilebilir. Bu konuda TTK m. 1054’de özel düzenlemeye yer verilmiş ve anılan düzenleme çerçevesinde yapı halindeki gemi üzerinde ipotek tesisine imkân tanınmıştır. Ancak kanun koyucu inşası tamamlandığında 18 grostonun altında kalacak olan gemiler bakımından ipotek tescilinin mümkün olmadığını düzenlemiştir (TTK m. 1054/3).

Gemi üzerinde ipotek hakkı tesis edilebildiği gibi gemi payı üzerinde de ipotek tescili mümkündür. Nitekim TTK m. 1014/3 hükmünde “Bir geminin payı ancak gemiye paylı mülkiyet esaslarına göre malik olan paydaşlardan birinin payından ibaret olmak şartıyla gemi ipoteği ile sınırlandırılabilir.” şeklindeki düzenleme ile pay üzerinde ipotek hakkı tesisine imkân tanımıştır[9].

VI. GEMİ İPOTEĞİNİN KAPSAMI

İpoteğin kapsamı hakkında Türk Medenî Kanunu’nun 862 ve 863 üncü maddeleri uygulanacağı öngörülmüştür (TTK m. 1020/1). Buna göre Türk Medeni Kanunu’ndaki ipoteğe ilişkin hükümler gemi ipoteğinin kapsamının tayini bakımından da belirleyici olacaktır.

Bu kapsamda ipotek, gemiyi[10], geminin bütünleyici parçalarını ve eklentilerini kapsar[11]. Gemi üzerinde ipotek tesisi için üzerinde ipotek tesis edilecek geminin sicilde açıkça belirlenmiş olması ve ferdileştirilmiş olması gerekir; bir filonun mevcut veya sonradan iktisap edilecek gemileri kapsayacak şekilde ipotek tesis edilmesi mümkün değildir[12].

Üzerinde ipotek tesis edilecek eklentiler normal bir işletmenin gereği olarak gemiden çıkarılır veya alacaklı lehine el konulmadan önce devredilerek gemiden uzaklaştırılır ise, ipotek artık bunları kapsamaz (TTK m. 1020/2).

İpoteğin kapsamına gemi, geminin bütünleyici parçaları ve eklentileri girdiği gibi gemiye ilişkin kiralar da girmektedir (TTK m. 1020/1 hükmünün atfıyla TMK m. 863). Bu hükme göre, geminin bir kira sözleşmesi ile kiracının kullanılmasına bırakıldığı hallerde, bu sözleşmeden doğan kira bedelleri gemi ipoteğinin kapsamına dâhil olur[13]. Ancak belirtmek gerekir ki, gemi kirası bakımından ipotek alacaklısının hakkı, rehnin paraya çevrilmesi için takibe başladığı veya borçlunun iflâsına karar verildiği tarihten, geminin paraya çevrilmesine kadar geçen sürede muaccel olan kiralar için söz konusudur.

Denizdeki tehlikenin büyüklüğü nedeniyle gemi ipoteğinin güvenilir bir kredi vasıtası olmasında sigorta tazminatını kapsaması da büyük önem arz etmektedir[14]. Bu nedenle gemi ipoteğinin kapsamına giren hususlarla ilgili olarak malikin menfaatinin, malik veya onun lehine bir başkası tarafından sigorta ettirilmiş olması hâlinde, ipoteğin, sigorta tazminatını da kapsayacağı düzenlenmiştir (TTK m. 1022/1). İpoteğin sigorta tazminatını kapsaması için, rizikonun gerçekleştiği anda ipotek mevcut olmalıdır. Dolayısıyla rizikonun gerçekleşmesinden sonra kurulan ipotekler dikkate alınmaz. Buna karşılık sigorta sözleşmenin ipotekten önce ya da sonra yapılmış olması ipoteğin kapsamının belirlenmesinde önem arz etmez.

V. GEMİ İPOTEĞİNİN CEBRİ İCRA YOLUYLA PARAYA ÇEVRİLMESİ

A. Genel Olarak

İpotekli alacaklı, alacağı muaccel hale gelip de ödenmediği takdirde gemiyi, ipoteğin kapsamına dâhil bulunan diğer unsurlarla birlikte, cebri icra marifetiyle sattırılıp, satış bedelinden alacağını tahsil etme hakkına sahiptir (TTK m. 1014/1)[15]. Bu anlamda alacak muaccel hale geldikten sonra gemi ipoteği, ipotekli alacaklıya ipoteğin paraya çevrilmesini talep hakkı verir. Gemi maliki ve cebri icra sonucunda gemi veya gemi ipoteğinin kapsamına giren şeyler üzerinde bir hakkını veya zilyetliğini kaybetmek tehlikesine maruz kalan üçüncü kişiler ise, alacaklıya ödemede bulunarak gemiyi ipotekten kurtarabilir[16]. Alacaklı gemi ipoteğinin kapsamına giren unsurlar üzerinden alacağını bu unsurların ancak cebri icra yoluyla satılması halinde elde edebilir.

İpotek alacağının paraya çevrilmesine ilişkin prosedür Türk Ticaret Kanunu’nun “Cebrî İcraya İlişkin Özel Hükümler” başlıklı Beşinci Kitabının Sekizinci Bölümünde özel olarak düzenlenmiştir. Dolayısıyla rehnin paraya çevrilmesi usulü bu hükümler çerçevesinde belirlenecektir[17].

B. İpoteğin Paraya Çevrilmesinde Uygulanacak Hukuk ve Milletlerarası Yetki

Yabancılık unsuru içeren uyuşmazlıklar bakımından uygulanacak hukuk konusu sözleşme serbestisi ilkesi doğrultusunda kural olarak taraflar arasındaki sözleşme kapsamında belirlenebilir. Ancak gemi ipoteğine ilişkin hukuk seçimi, gemi ipoteğine ilişkin alacağın esasının görüldüğü mahkeme ya da hakem heyeti önündeki dava bakımından geçerli olacaktır. Bunun dışında ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin icra prosedürü bakımından Türkiye’de başlatılan takiplerde Türk hukuku esas alınacaktır. Zira cebri icra hukuku devletin egemenlik haklarının bir sonucudur ve süratli bir şekilde hak arama düzeninin bir parçasıdır[18]. Dolayısıyla icra prosedürü bakımından Türk hukuku dışında başka bir hukukun uygulanması mümkün değildir. Bu çerçevede ipotek alacağının esasına ilişkin yabancı bir mahkemeden alınan kararın da Türkiye’de icra edilmesi halinde TTK ve İİK’daki cebri icraya ilişkin hükümlerin uygulanması gerekecektir[19].

İpotek alacağın esasına ilişkin yargısal süreçte taraflarca hukuk seçiminin yapılmadığı yabancı unsurlu ihtilaflarda ise, yargısal sürece başvurulan mahkeme tarafından lex fori esasına göre uygulanacak hukuk tespit edilecektir. Bu kapsamda Türkiye’de açılan davalarda, gemi ipoteği bakımından “taşıma araçları” başlıklı MÖHUK m. 22 kapsamında menşe ülke hukuku uygulanacaktır. Bu durumda alacağın esası bakımından gemi ipoteğinde sicile kayıtlı gemiler[20] açısından uygulanacak hukuk MÖHUK m. 22/2 çerçevesinde geminin kayıtlı olduğu sicil yeri hukukudur[21].

Yabancılık unsuru içeren uyuşmazlıklar bakımından taraflar sözleşme serbestisi ilkesi doğrultusunda, MÖHUK m. 47 çerçevesinde yetkili mahkemeyi de kararlaştırabilirler[22]. Bu yetki anlaşması gemi ipoteğine ilişkin alacağın esasının görüldüğü mahkeme ya da hakem heyetinin yetkisine ilişkin olacaktır. Ancak Türk siciline kayıtlı gemiler bakımından Türkiye’de gemi ipoteğinin cebri icra yoluyla paraya çevrilmesi sürecine ilişkin olarak taraflarca yabancı mahkemenin yetkili kılınmasına imkân bulunmamaktadır. Zira cebri icra hukuku kapsamına giren konularda, yabancı mahkeme lehine yetki anlaşması yapılmak suretiyle Türk mahkemelerinin yetkisinin bertaraf edilmesi mümkün değildir[23].

Böyle bir seçim yapılmadığı durumlarda yargı merciinin yetkili olup olmadığı hususu konusunda da Türk Mahkemelerine yapılan başvuruda mahkeme, gemi ipotekleri bakımından MÖHUK’ta özel düzenleme bulunmadığından, öncelikle MÖHUK m. 40 vd. hükümleri çerçevesinde iç hukukun yer itibariyle yetki kurallarına göre yetkisini tayin edecektir.

C. Türk Hukukunda Cebri İcra Prosedürü

1. İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla İlâmlı Takip

İpotek alacaklısının gemi üzerindeki ipotek hakkını paraya çevirebilmesi için TTK m. 1381 hükmü uyarınca ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapması gerekmektedir[24][25].

İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip, ilamlı takip (İİK m.m.149-149a, m.150h) ve ilamsız takip (m.149b-150a) olarak ikiye ayrılmaktadır. İİK m.149 hükmünce “İcra memuru, ibraz edilen akit tablosunun kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva ettiğini ve alacağın muaccel olduğunu anlarsa” borçluya icra emri göndererek alacağın 30 gün içinde ödenmesini talep edilebilir[26]. Maddenin ikinci fıkrasında da belirtildiği gibi yapılan itiraz takibi durdurmaz. Takibin durması için borçlunun icra mahkemesinden icranın geri bırakılmasına dair mahkeme kararı sunması ya da borcu 30 gün içinde ödemesi gerekir; aksi takdirde takip kesinleşir ve alacaklı geminin satışını isteyebilir. Dolayısıyla, ilgili maddelerde bahsedilen icra emri, alacağın ilamlı icra ile takibine, ödeme emri ise alacağın ilamsız icra ile takibine tekabül etmektedir. İcranın geri bırakılması talebinde ise İİK m.33 hükümleri uygulanır. Ancak Medeni Kanun’un 864. maddesi gereği taşınmaz rehni ile güvence altına alınmış olan takip konusu alacaklar zamanaşımına uğramadığından borçlu zamanaşımı itirazında bulunamaz[27].

Maddeden de anlaşıldığı üzere ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip için mahkeme ilamı şart olmayıp, alacaklının “akit tablosu” sunması ve bu akit tablosundaki ipotek sözleşmesinin kayıtsız şartsız borç ikrarı içermesi yeterlidir[28]. Üstelik, İİK m.150/ı hükmü gereği, kredi kurumlarının ipotekli alacakları söz konusu olduğunda, belli şartların gerçekleşmesi halinde, kayıtsız şartsız para borcu ikrarı içermeyen belgelere de dayanarak borçluya icra emri yollanabileceği belirtilmiştir[29]. Akit tablosunun tanımı ise 148. maddede “ipotek belgesinin akit tablosunun tapu idaresince verilmiş resmi bir örneği” şeklinde tanımlanmıştır; dolayısıyla gemi ipoteği için de gemi sicili tarafından verilecektir. “İpotek akit tablosu”, Tapu Kanunu’nun 26. maddesi uyarınca düzenlenen ve ipotek sözleşmesini içeren bir resmi senettir[30].

Son olarak takibin başlatılması için alacağın muaccel olması ve bu durumun ipotek sözleşmesi metninden (veya ipotek sözleşmesine atıf yapan ilamdan) anlaşılması gereklidir[31].

2. İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla İlamsız Takip

İİK m.149/b hükmünde “149 uncu maddede yazılı haller dışındaki muaccel alacaklar için” borçluya ödeme emri gönderileceği ve bu ödeme emrinde İİK m.60 vd. ilamsız takip hükümlerinin kıyasen uygulanacağı belirtilmiştir. Ancak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takipte borçluya verilen ödeme süresi 7 gün değil, 30 gündür. 149. maddede yazılı haller dışında ibaresinden kasıt ise, kayıtsız şartsız borç ikrarı olmayan hallerdir.

Dolayısıyla, kayıtsız şartsız borç ikrarı içermeyen bir ipotek sözleşmesinin konusu alacak muaccel olmuş ise icra müdürü, borçluya ödeme emri göndererek borcu 30 gün içinde ödemesi için süre verebilir. Borçlu, ödeme emrine 7 gün içinde itiraz etmez ise 30 gün içinde borcu ödemekle yükümlüdür. Borçlu 7 gün içinde ödeme emrine itiraz etmezse takip kesinleşir (İİK m.150). Ancak yapılan itiraz borca ilişkin olup, rehin hakkı itiraz konusu yapılamaz (İİK m.150).

Ödeme emrine itiraza karşı açılacak dava, İİK m.150/a’nın göndermesiyle, İİK m.67 uyarınca genel mahkemelerde açılacak itirazın iptali davası ya da İİK m.68-71 uyarınca icra mahkemesinde açılacak itirazın kaldırılması davası ile mümkündür.

3. Kayıtsız Şartsız Borç İkrarı Kavramı

“Kayıtsız şartsız borç ikrarı” kavramı ve alacağın muaccel olması hususu, icra müdürünün ipotek sözleşmesini re’sen incelemesi sonucu çıkan anlama göre belirlenecektir[32]. İşte ilamlı takiple ilamsız takip arasındaki esas ayırıcı fark da, ipotek sözleşmesinin “kayıtsız şartsız borç ikrarı” içerip içermediğidir. Şayet icra müdürü ipotek sözleşmesinin “kayıtsız şartsız borç ikrarı” içermediğine takdir ederse borçluya icra emri değil, yalnızca ödeme emri gönderebilir[33].

“Kayıtsız şartsız borç ikrarı” kavramından anlaşılması gereken ise, ipoteğin kesin ve muaccel bir alacak ifade edip etmediğidir. Uygulamada kesin alacak ifade eden ipotekler genellikle Medeni Kanun’un 851. maddesinde miktarı Türk Lirası üzerinden gösterilen alacak için taşınmaz rehni (anapara ipoteği veya sabit ipotek) kurulabileceği belirtilmiş; ancak alacağın miktarının belli olmaması hâlinde, alacaklının bütün istemlerini karşılayacak şekilde taşınmazın güvence altına alacağı üst sınırın taraflarca belirlenebileceği (üst sınır ipoteği) belirtilmiştir. Bu durumda üst sınır ipoteğinde gösterilen taşınmazın güvence altına aldığı üst sınır, asıl alacağın yanında TMK m.875 ve 876’da sayılan zorunlu masraflar, takip giderleri ve faizleri de kapsamaktadır; ancak bu yan alacaklar ipotek sözleşmesi tarihinde kesin belirlenemeyen ve doğması muhtemel alacaklar oldukları için kural olarak üst sınır ipoteği kayıtsız şartsız borç ikrar etmez[34].

Anapara ipoteğinde ise ipotek miktarı, belirli bir asıl alacağın güvence altına alınması için kurulmuş olup doğması muhtemel yan alacakları kapsamadığından, kural olarak anapara ipoteği kayıtsız şartsız borç ikrarı içermektedir[35]. Ancak, miktarı belli fakat doğması muhtemel bir alacak için, örneğin şarta bağlı bir alacak için de anapara ipoteği kurulabildiğinden bu gibi durumlarda anapara ipoteği kayıtsız şartsız borç içermez. Aynı şekilde, miktarlı belli bir anapara alacağı için de üst sınır ipoteği kurulmasına engel olmayıp bu gibi durumlarda üst sınır ipoteği kayıtsız şartsız borç ikrarı ifade edebilecektir[36].

Dolayısıyla icra müdürü, ipoteğin türüyle bağlı olmaksızın ipotek sözleşmesini ve başkaca sunulan belgeleri re’sen inceleyerek, ipotek sözleşmesinin kayıtsız şartsız borç ikrarı ifade ettiğine takdir ettiği durumda borçluya icra emri, aksi durumda borçluya ödeme emri gönderecektir.

4. Satışın İstenmesi ve Paraya Çevirme Usulü

İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı ve ilamsız takipte takip kesinleştikten sonraki süreç, İİK m. 153/a,f.3 atfı uyarınca, İİK m.150/e-153/a arasında düzenlenen müşterek hükümlere tabi kılınmıştır. İpoteğin paraya çevrilmesi için satış, borçluya verilen 30 günlük ödeme süresinin bitmesinden sonra, icra emri veya ödeme emrinin tebliğinden 1 yıl içinde talep edilebilir; aksi takdirde takip düşer (İİK m.150/e). Ne var ki İİK m. 153/a, f.3 uyarınca gemiler bakımından bu süre 3 ay olarak uygulanır. Akabinde geminin kıymet takdiri yapılır ve taşınmazın satılmasına ilişkin İİK m.92 vd. hükümleri kıyasen uygulanır[37] (İİK m.150/f-g).

TTK m.1384, yabancı sicile kayıtlı gemilerin satışının istenildiğinde kayıtlı olduğu ülke konsolosluğuna bildirileceğine hükmetmiştir[38]. Ayrıca TTK m.1386, geminin değerinin hızla düştüğü veya çevre güvenliği açısından tehlike arz ettiği durumlarda alacak muaccel olmadan vaktinden evvel satış istenmesine imkân tanımıştır[39]. Bu durumda, 1387. madde, taşınmazın satılmasına ilişkin hükümlerden ayrılarak geminin pazarlık usulü satılmasına da imkân vermiştir[40].

VI. SONUÇ

İpotek hakkı, konusunu oluşturan gemi bakımından gemi ipoteği sicile kayıtlı bir gemi ya da gemi payı üzerinde tesis olunan ve alacaklıya gemiyi veya payı paraya çevirterek alacağını öncelikle alma yetkisi veren aynî bir haktır. Bu hak gemiyi, geminin bütünleyici parçalarını, eklentilerini ve varsa gemiye ilişkin kiraları da kapsar.

Gemi ipoteği, taraflar arasında yazılı şekilde yapılan bir ipotek anlaşmasının gemi siciline tescil edilmesi ile kurulur. Türkiye’de sicile kayıtlı olmayan yabancı gemiler için ise yerel Türk konsolosluğundan alınacak bir bayrak şahadetnamesine şerh verilmek suretiyle de gemi ipoteği tesis edilebilir.

Gemiler hareket etme kabiliyetleri olduğundan eşya hukuku anlamında taşınır kabul edilse de, ipotekli gemilerin paraya çevrilmesi prosedürü, gemilerin ekonomik değeri, ticari önemi ve muhafaza edilmelerinin güçlüğü nedeniyle taşınmazın paraya çevrilmesi hükümlerine tabidir. Yine ekonomik değeri nedeniyle gemiler, kredi almak isteyen gemi malikinin borç için sunacağı en önemli teminatlardan biridir. Bu nedenle gemi ipotekleri uygulamada sık görülen bir durum olup gemi ipoteğinin paraya çevrilmesi hususu da bu yüzden önem arz etmektedir.

Gemi ipoteği bakımından yabancılık unsuru içeren ihtilaflarda taraflar alacağın esasına uygulanacak hukuk ve yetkili mahkeme konusunda hukuk seçimi ve yetki anlaşması yapabilirler. Ne var ki cebri icra hususu devletin egemenlik haklarının bir sonucu ve süratli bir şekilde hak arama düzeninin bir parçası olduğundan ipoteğin paraya çevrilmesi süreci bakımından bu şekilde anlaşma yapılmasına imkân bulunmamaktadır.

Türk hukuku bakımından gemi ipoteğinin paraya çevrilmesi ilamlı ve ilamsız cebri icra yoluyla mümkündür. İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip için, söz konusu geminin üzerindeki ipotek sözleşmesinin gemi sicil müdürlüğü tarafından onaylanmış örneği gerekmektedir. Ayrıca bu ipotek sözleşmesinden, kayıtsız şartsız bir borç ikrarı ve borcun muaccel olduğunun anlaşılması gerekmektedir. Bu şartlar gerçekleşirse icra müdürü borçluya icra emri gönderir ve alacağın 30 gün içinde ödenmesini ister. Borçlu icra mahkemesinden icranın geri bırakılmasına dair mahkeme kararı sunmaz ve borcu 30 gün içinde ödemez ise alacaklı geminin satışını isteyebilir.

İpotek sözleşmesinden kayıtsız şartsız borç ikrarı anlamı çıkmıyor ise bu durumda alacaklının başvurabileceği yol, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız icra takibidir. Bu durumda icra müdürü borçluya ödeme emri gönderir ve alacağın 30 gün içinde ödenmesini ister. Borçlu, ödeme emrine 7 gün içinde itiraz etmez ise 30 gün içinde borcu ödemekle yükümlüdür. Aksi takdirde takip kesinleşir ve alacaklı geminin satışını isteyebilir.

İpoteğin paraya çevrilmesi için satış, borçluya verilen 30 günlük ödeme süresinin bitmesinden sonra, icra emri veya ödeme emrinin tebliğinden 1 yıl içinde talep edilebilir; aksi takdirde takip düşer. Ne var ki İİK m. 153/a, f.3 uyarınca gemiler bakımından bu süre 3 ay olarak uygulanır. Satış istendikten sonra akabinde geminin kıymet takdiri yapılır ve taşınmazın satılmasına ilişkin İİK m.92 vd. hükümleri kıyasen uygulanır.

KAYNAKÇA

AKÇURA KARAMAN, Tuba, Gemi ve Hava Aracı İpoteği ve Motorlu Taşıt Rehni, İstanbul 2015.

ATAMER, Kerim, Gemi ve Uçak İpoteğinin Hukuksal Temelleri, İstanbul 2012

ATAMER, Kerim, Türk Ticaret Kanunu Tasarısına Göre Deniz Hukukunda Cebri İcra, İstanbul 2006

BUDAK, Ali Cem, İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla Takip, İstanbul 2009

ÇELİKEL, Aysel / ERDEM, Bahadır, Milletlerarası Özel Hukuk, İstanbul 2016

FRANKO, Adil / İZVEREN, Nisim / ÇALIK, Ahmet, Deniz Ticareti Hukuku, Ankara, Batider, 1994

HELVACI, İlhan, Türk Medeni Kanununa Göre Lex Commissoria (Mürtehinin Merhunu Temellük) Yasağı, İstanbul 1997

KALPSÜZ, Turgut, Gemi Rehni, Ankara 2004

KANER, İnci Deniz, Deniz Ticareti Hukuku, İstanbul 2013

KENDER, Rayegan/ÇETİNGİL, Ergon /YAZICIOĞLU, Emine,  Deniz Ticaret Hukuku, C.I, İstanbul, 2014

KURU, Baki İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013

OKAY, Sami, Deniz Ticareti Hukuku I, İstanbul, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yay. No. 335, 1970

ÖNDER, Salih, Gemi Kira Sözleşmesi, Yayımlanmamış Doktora Tezi, Ankara 2016

SÖZER, Bülent, Deniz Ticareti Hukuku I,  İstanbul 2014

ŞANLI, Cemal, Milletlerarası Özel Hukuk, İstanbul 2014

TEKİL, Fahiman, Deniz Hukuku, İstanbul 1998


[1] KALPSÜZ, Turgut, Gemi Rehni, Ankara 2004, s. 61, 63; ÇAĞA, Tahir /KENDER,Rageyan, Deniz Ticareti Hukuku I, İstanbul 2005, s. 113; OKAY,Sami, Deniz Ticareti Hukuku I, İstanbul, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yay. No. 335, 1970, s. 192.

[2] KALPSÜZ, s. 60 vd.; AKÇURA KARAMAN, Tuba, Gemi ve Hava Aracı İpoteği ve Motorlu Taşıt Rehni, İstanbul 2015, s. 49 vd.

[3] Bu kuralın istisnalarını TTK m. 1038/6, 1043, 1044/3, 1046 vd. hükümleri oluşturmaktadır. Bu konuda ayrıca bkz. SÖZER, Bülent, Deniz Ticareti Hukuku I, İstanbul 2014, s. 119.

[4] KENDER,Rayegan /ÇETİNGİL,Ergon/YAZICIOĞLU,Emine, Deniz Ticaret Hukuku, C.I, İstanbul 2014, s. 79; SÖZER, s. 120.

[5] ÇAĞA/KENDER,, s. 114; KALPSÜZ, s. 70; KENDER/ÇETİNGİL/ YAZICIOĞLU, s. 80; AKÇURA KARAMAN,, s. 156; ATAMER,Kerim, Gemi ve Uçak İpoteğinin Hukuksal Temelleri (kısaca “İpotek”), İstanbul 2012, s. 232; SÖZER, s. 124.

[6] AKÇURA KARAMAN, s.237 – 238.

[7] Bu tartışmanın kaynağı ise gemileri cebri taşınmazların cebri icrasına ilişkin hükümlere tabi kılan İİK m. 23/4,c.1 hükmü idi. İlgili hüküm İsviçre’nin Gemi Siciline İlişkin Federal Kanunu m. 54’ten alınmıştır. Ancak İsviçre Hukukunda böyle bir düzenleme olmasının nedeni deniz gemilerinin kara ülkesi olan İsviçre’ye ulaşmasına imkân bulunmamasıdır. Dolayısıyla İsviçre’de cebri icra prosedürü içinde bu gemilere fiilen el konulması mümkün değildir. Oysaki Türkiye’nin üç tarafının denizlerle çevrili olduğu dikkate alındığında Türk hukuku bakımından bu şekilde bir zorlama hükme yer verilmesine ihtiyaç bulunmamaktadır. Bu konuda detaylı bilgi için bkz. ATAMER, Kerim, Türk Ticaret Kanunu Tasarısına Göre Deniz Hukukunda Cebri İcra (kısaca “Cebri İcra”), İstanbul 2006, s. 25 vd.

[8] Bu konuda detaylı bilgi için bkz. KALPSÜZ,  s. 40; ÇAĞA/KENDER, s. 112; KENDER, /ÇETİNGİL, /YAZICIOĞLU, s78 – 79; SÖZER, s. 119 – 120.

[9] Pay üzerinde kurulacak rehin hakkı bakımından detaylı bilgi için bkz. AKÇURA KARAMAN, s. 246 vd.

[10] Yukarıda da belirtildiği üzere gemi payı üzerinde ve inşa halinde gemiler üzerinde ipotek tesisi mümkündür. Ancak şüphesiz TTK m. 931 anlamında gemi niteliği taşımayan bir cisim üzerinde gemi ipoteği tesisi mümkün değildir.

[11] ÇAĞA/KENDER, s. 115; KALPSÜZ, s. 87; OKAY, s. 200; KENDER/ÇETİNGİL/ YAZICIOĞLU, s. 81; FRANKO,Adil/İZVEREN,Nisim/ÇALIK,Ahmet, Deniz Ticareti Hukuku, Ankara, BATİDER, 1994, s. 80; TEKİL,Fahiman, Deniz Hukuku, İstanbul 1998, s. 122; KANER,İnci Deniz, Deniz Ticareti Hukuku, İstanbul 2013, s. 56 – 57; AKÇURA KARAMAN, s. 237; ATAMER, İpotek, s. 313; SÖZER, s. 128.

[12] KALPSÜZ, s. 87; SÖZER, s. 128.

[13] Gemi kira sözleşmelerinden ne anlaşılması gerektiği hususunda detaylı bilgi için bkz. ÖNDER,Salih, Gemi Kira Sözleşmesi, Yayımlanmamış Doktora Tezi, Ankara 2016, s. 3 vd.

[14] KENDER/ÇETİNGİL/ YAZICIOĞLU, s.82.

[15] Belirtelim ki, alacak muaccel olmadan önce ipotekli alacaklıya geminin mülkiyetini elde etmek ya da cebri icra yolundan başka bir yoldan satışa çıkarmak hakkı veren anlaşmalar “Lex Commissoria Yasağı” çerçevesinde geçersizdir. “Lex Commissoria Yasağı” hakkında detaylı bilgi için bkz. HELVACI,İlhan, Türk Medeni Kanununa Göre Lex Commissoria (Mürtehinin Merhunu Temellük) Yasağı, İstanbul 1997. Konu özelinde ayrıca bkz. KALPSÜZ, s. 144; AKÇURA KARAMAN, s. 393 vd.

[16] KALPSÜZ, s.143; ÇAĞA/KENDER, s. 120; AKÇURA KARAMAN, s. 382; SÖZER, s. 149; ATAMER, İpotek, s. 449.

[17] ATAMER, Cebri İcra, s. 335.

[18] ŞANLI,Cemal, Milletlerarası Özel Hukuk, İstanbul 2014, s. 402.

[19] Ancak Türk siciline kayıtlı bir geminin cebri icra yoluyla yurtdışında satılmasına bir engel bulunmamaktadır. Bu durumda uygulanacak cebri icra prosedürü doğal olarak satışın yapıldığı ülke hukukuna tabi olacaktır. Nitekim TTK m. 1350 hükmünde “Bir geminin ihtiyaten veya icraen haczi, cebrî icra yoluyla satışı ve mülkiyetin intikali de dâhil olmak üzere bu satışın sonuçları ve cebrî icraya ilişkin diğer bütün işlem ve tasarruflar, geminin bu işlem ve tasarrufların yapıldığı sırada bulunduğu ülkenin hukukuna tabidir.” düzenlemesi ile bu durum yasal zemine kavuşturulmuştur.

[20] Gemi sicile kayıtlı değilse bağlama limanının bulunduğu yer hukuku uygulanacaktır.

[21] ATAMER, İpotek, s. 118; ÇELİKEL/ ERDEM, s. 326; Bu husus “lex rei sitae” kuralının bir istisnası olarak görülmektedir. ŞANLI, s. 229; ÇELİKEL,Aysel /ERDEM,Bahadır, Milletlerarası Özel Hukuk, İstanbul 2016, s. 326.

[22] ÇELİKEL/ ERDEM, s. 584; ŞANLI, s. 381.

[23] ŞANLI, s. 402; Yarg.H.G.K., 6.5.1998, E. 1998/12-287, K. 1998/325, (www.kazanci.com erişim tarihi 04.01.2018).

[24] Buna mukabil gemiler ipoteğinin paraya çevrilmesinde genel kurala istisna getirilmiş, TTK m. 1378 hükmünde “Gemi üzerinde, akdî veya kanuni bir rehin hakkı bulunsa bile, alacaklı iflas yoluyla takip yapabilir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu düzenleme çerçevesinde alacaklı isterse rehninin paraya çevrilmesi yoluyla takip yerine iflas yoluyla takip yoluna başvurabilecektir.

[25] 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu[25]’nun 153/a,f.2 hükmünde “İpoteğin paraya çevrilmesine ilişkin hükümler, gemi ipoteğinin paraya çevrilmesine de uygulanır. Bu hükümlerde geçen “taşınmaz” terimi Türkiye’de veya yurt dışında sicile kayıtlı olan gemileri; “tapu sicili” terimi gemi sicilini ve “ipotek” terimi gemi ipoteklerini anlatır. Gemi ipoteklerinin paraya çevrilmesinde, geminin ihtiyaten haczedildiği veya geminin sicile kayıtlı olduğu yer icra dairesi yetkilidir.” düzenlemesi ile bu husus hükme bağlanmıştır. Bu düzenleme ile 6762 sayılı Kanun dönemindeki yabancı gemilere ilişkin gemi ipoteklerinde taşınırlar rehninin paraya çevrilmesine ilişkin hükümlerin uygulanmasının önüne geçilmiş olmaktadır. Ayrıca İİK m. 153/a,f.3 hükmünde “Taşınır rehninin ve ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin müşterek hükümler, gemiler üzerindeki rehin haklarının paraya çevrilmesine de uygulanır.” düzenlemesi ile gemi ipoteğinin paraya çevrilmesinin, taşınır rehninin ve ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin müşterek hükümlere tabi olduğu ifade edilmiştir.

[26] KURU,Baki, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s.1008-1009

[27] KURU, s.1011; BUDAK, s.155

[28] KURU, s.1009-1010; AKÇURA KARAMAN, s. 479-480; BUDAK,Ali Cem, İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla Takip, İstanbul 2009,  s.149

[29] Detaylar için bkz. KURU, s.1013; AKÇURA KARAMAN, s. 481; BUDAK, s.159-177

[30] KURU, s.995; BUDAK, s.142

[31] KURU, s.1009-1010; BUDAK, s.153

[32] KURU, s.1011; BUDAK, s. 91, 152-153.

[33] KURU, s.1001; BUDAK, s. 91-92.

[34] BUDAK, s.91-92; ayrıca bkz. KURU, s.996.

[35] BUDAK, s.91-93; ayrıca bkz. KURU, s.996.

[36] BUDAK, s.92-93

[37] Taşınmaz satışıyla ilgili bkz. KURU, s.642 vd.

[38] ATAMER, İcra, s. 388; AKÇURA KARAMAN, s. 481.

[39] ATAMER, İcra, s. 379 vd.; AKÇURA KARAMAN, s. 482.

[40] ATAMER, İcra, s. 392; AKÇURA KARAMAN, s. 482.